<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258</id><updated>2011-07-08T07:03:34.400+03:00</updated><category term='Parti mâzisi'/><category term='Demokrat güncel'/><category term='Demokrat icraatlar'/><category term='Küheylana şiirler'/><category term='Demokrat&apos;tan ne haber?'/><category term='Süleyman Soylu videoları'/><category term='Kıratın süvarileri'/><category term='Röportaj'/><category term='Makaleler'/><title type='text'>Şahlan Kıratım Şahlan..!</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>32</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-6931389359284166444</id><published>2010-07-30T10:37:00.002+03:00</published><updated>2010-07-30T10:40:09.745+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat güncel'/><title type='text'>“Aslolan Demokrasi Kültürü”</title><content type='html'>&lt;div align="justify" style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i style="color: white;"&gt;&lt;b&gt;(DP Basın  Merkezi - 26 Temmuz 2010)&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="color: #414141;"&gt; &lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi  Utku Çakırözer’e verdiği özel demeçte, TSK’nin İç Hizmet Yasası’nın 35.  maddesinin kaldırılması konusunda kendisinin de çok çalıştığını vurguladı ve  “Ancak destek bulamadım. Kaldırılması önemli. Ancak başlı başına yeterli değil.  Elinde silah taşıyan adamı hiçbir şey engellemez. Asıl mesele, ülkenin darbeye  zemin verecek şartlar içine sürüklenmemesi” diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Demirel’in Çakırözer’e yaptığı  özel açıklamanın tam metni şöyle:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“Radikal Gazetesi Ankara  Temsilcisi Murat Yetkin’in, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan aldığı demeçle  başlayan ‘TSK İç Hizmet Yasası’nın 35. maddesi kalksın’ tartışması, Başbakan  Tayyip Erdoğan’ın Bingöl’den verdiği yanıtla önemli bir noktaya taşınmış oldu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnternet haber sitesi T24’ün  Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın da hafta içinde 35. maddenin tarihçesini  aktardığı ayrıntılı yazısında, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde, iki  kez Başbakanlık koltuğundan uzaklaştırılan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in  ‘Bu madde durduğu sürece, Türk Silahlı Kuvvetleri, hükümete de, parlamentoya da  sormadan ‘laiklik elden gidiyor’ diyerek re’sen el koyar’ sözlerine atıfta  bulunarak, iktidar ile muhalefet arasında bu madde üzerinde sağlanacak bir  uzlaşının büyük anlamına işaret ediyordu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Demirel, Cumhuriyet’e yaptığı  değerlendirmede 35. maddenin geçmişinin sanıldığı gibi 1960 darbesine değil,  Akın’ın da yazısında işaret ettiği gibi Atatürk dönemine uzandığını belirterek  ‘Atatürk 19&lt;b&gt;35’&lt;/b&gt;te Cumhuriyeti orduya emanet ediyor. Bu işin hikâyesi böyle  başlar. Sonra bu, talimat haline geliyor. İç Hizmet Talimatı oluyor. 1960  ihtilali sonrasında da bu talimat kanun haline getiriliyor’ dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="CENTER"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Çok Uğraştım, Gücüm Yoktu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;TSK’ye Cumhuriyeti koruma ve  kollama görevi veren maddenin pratikteki anlamını Demirel şu sözlerle anlattı: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;‘Tüm askeri müdahalelerin  hukuki gerekçesi olarak yorumlandı. Askerler tarafından her seferinde ‘Bırakalım  da ülke yıkılsın mı? Bu gidişata seyirci kalamayız’ şeklinde kullanılageldi. O  madde durduğu sürece, öyle de anlaşılmaya devam edecek. Bir an evvel ortadan  kaldırılması meselesi çok konuşuldu. Ama bugüne kadar mümkün olmadı.’&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Defalarca iktidar koltuğuna  oturan, yedi yıl da Cumhurbaşkanlığı yapan Demirel, 35. maddenin kaldırılması  konusunda kendisi çaba harcamış mıydı? Demirel’in yanıtı şöyle oldu: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;‘Çok uğraştım, çok konuştum.  Ama gücümüz yoktu. Tek başına iktidar olmadım ki. Koalisyon hükümetleriyle de  mümkün değildi. Kaldıralım dendiğinde destek çıkmazdı.’ &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Cumhurbaşkanlığı dönemi için  ise ‘Bizim sistemimizde Cumhurbaşkanı’nın bu kadar gücü yok’ demekle yetindi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="CENTER"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;İhtilal Yapana Gerekçesini  Sormazlar&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İktidar ile muhalefet arasında  son birkaç gün içinde maddenin değiştirilmesi yönünde karşılıklı açıklamaları  anımsatıp, ‘Bu maddenin kaldırılması Türkiye’de darbe olasılığını ortadan  kaldırır mı?’ sorusunu yönelttiğimizde ise ‘Kalkması tabii ki önemli adımdır.  Ama başlı başına yeterli değildir’ diyerek şöyle devam etti: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;‘Elinde silah taşıyan adamı  hiçbir şey engellemez. İhtilal yapmaya kalksa gerekçesini mi soruyorlar adama?  İhtilal yapıldıktan sonra kendisi söylüyor gerekçeyi. Asıl mesele bunlarla  karşılaşmamayı başarabilmek. Yani hikâye geliyor demokrasi kültürüne, geleneğine  dayanıyor. Yüksek iradeye herkesin mutlak itaatini tesis ederseniz, o engeller.  Birincisi bu. İkinci olarak da o ülkenin darbeye zemin verecek şartlar içine  sürüklenmemesi lazımdır. Yani, ihtilal geleneği yerleşmiş bir ülke. Ancak,  seçimle gelenin seçimle gittiği, iktidarın kansız, hilesiz, kurallar  doğrultusunda değiştiği bir ülke haline gelirse darbeler engellenir. Ama  memleketin içinde bulunduğu ağır şartlar nedeniyle halk tedirgin olmuş ve ‘asker  gelince düzelir’ demeye başlamışsa, bu konuda askeri cesaretlendirmeye  başlamışsa o zaman son bulmaz bu beklentiler. Tüm mesele, halkın mutlak manada  artık darbeye zihninde yer vermemesini sağlamaktır. &lt;b&gt;Unutmayın, 1980 darbesine ve  onu yapanların yazdığı Anayasaya bu halk yüzde 92 oy verdi!’&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="CENTER"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;‘Hesaplaşma’ Söylemi, Boş Laf.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="CENTER"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Söz 1980 darbesi ve 1982  Anayasası’na gelince, Demirel’e 12 Eylül’de halkoyuna sunulacak Anayasa  değişiklik paketi için AKP’nin yürüttüğü ‘12 Eylül ile hesaplaşma’ kampanyasını  nasıl değerlendirdiğini de sorduk. ‘Bunlar mugalata. Yani boş laftan ibaret  polemik’ dedikten sonra sözlerine şöyle devam etti: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;‘12 Eylül’le hesaplaşılacak,  intikam alınacakmış? Bu Anayasa yüzde 92 oyla kabul edilmiş. Kimden, nasıl  intikam alacaksın şimdi? Kurucu Meclis’ten mi? Halktan mı? Askeri cuntadan mı?  Cunta ‘yapın’ demiş yapmışlar. Peki, senin şimdi getirdiğin değişiklik, o dönemi  yargılamak için ‘özel mahkeme’ imkânı getiriyor mu? Hayır. 26 madde değişiyor.  Bunun 24’üne kimsenin itirazı yok. Daha evvel de 95 maddesi değişmiş. O zaman  ‘intikam’ dememişsin de bu sefer nasıl intikam oluyor? Referandumdan evet  çıkarsa 12 Eylül Anayasası kalkıyor mu ortadan? Değişmemiş maddeler var, Anayasa  da duruyor işte. Onun getirdiği kurullar da aynen duruyor. Fransız İhtilali’ne  de karşı çıkıldı. Ama duruyor işte yerinde.’&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="CENTER"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Memleketin Önceliği 12 Eylül  Değil Terör&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="CENTER"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;‘12 Eylül ile hesaplaşma’ ya da  ‘35. madde’ gibi tartışmaların önemli olmakla birlikte Türkiye’nin öncelikli  sorunu olmadığını kaydeden Demirel, ‘Tabii ki onlar da önemli. Ama daha başka  sorunlarımız da var. Hepsinin en birincisi de terördür. Askerimize polisimize  kurşun sıkılıyor, insanlarımız öldürülüyor. Karakollar, garnizonlar hücuma  uğruyorsa düşünülecek şey budur. Devlet neden zaafiyete uğramış onu sormamız  lazım’ dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Anayasa paketi ve gündemdeki  diğer meselelerle ilgili tartışmaların ‘hür’ bir ortamda gerçekleşmediğine de  dikkat çeken Demirel, ‘Gazeteciler yıllardır hapiste. Dışarıdakiler de korku  içinde. ‘Bir şey söylersem ben de kapatılırım’ endişesi taşıyor herkes. Böyle  ortamda neyi nasıl tartışacaksın?’ diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Askeri darbelerden en fazla  muzdarip olan siyasetçilerden biri olan Demirel’in bunlara gerekçe olan TSK İç  Hizmet Yasası’nın 35. maddesinin değiştirilmesi konusunda verdiği destek önemli  bir tavırdır. Diğer yandan, anayasa değişiklik paketinin kamuoyuna ‘askeri  darbenin sorumluları ile hesaplaşılacak’ şeklinde sunulmasına, 12 Eylül  mağdurlarından biri sıfatıyla Demirel’in mesafeli tutumu ve bu tutumuna dayanak  yaptığı güçlü gerekçeler üzerinde düşünülmesi gerekir.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="color: grey;"&gt;Kaynak: Cumhuriyet / Utku Çakırözer&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-6931389359284166444?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/6931389359284166444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=6931389359284166444&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/6931389359284166444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/6931389359284166444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2010/07/aslolan-demokrasi-kulturu.html' title='“Aslolan Demokrasi Kültürü”'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-5465240883076904178</id><published>2010-07-26T00:51:00.003+03:00</published><updated>2010-07-26T00:59:27.281+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>Terörü DP bitirmişti, yine o bitirir</title><content type='html'>&lt;div style="color: white; font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sentezhaber.com//images/haberler/teroru_dp_bitirmisti_yine_o_bitirir.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://www.sentezhaber.com//images/haberler/teroru_dp_bitirmisti_yine_o_bitirir.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeni Asya’ya konuşan DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, “DP, AP döneminde Doğu-Güneydoğu’da hiçbir huzursuzluk ve kalkışma olmadı. Terör sadece askerî yöntemlerle bitirilemez. Oralarda bizim kültürümüzü yansıtacak cazibe merkezi üniversiteler kurmalıyız” dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörü DP bitirmişti, yine o bitirir Demokrat Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’la Ankara’da “Demokrasi Evi” olarak bilinen Celâl Bayar Köşkü’nde görüştük. Cindoruk’a, Yeni Asya’nın 40 yıllık yayın çizgisini anlatan “Tâvizsiz İstikrar Çizgisi” ile “Aydınların Gözüyle Said Nursî” broşürlerinin yanı sıra, Köprü Dergisinde Demirel’le yapılan mülâkatlardan oluşan, din, devlet, demokrasi, laiklik, din eğitimi ve öğretimi hakkındaki görüşlerini ihtiva eden “İslâm, Demokrasi, Laiklik” kitabını takdim ettik.&lt;br /&gt;Ayrıca Köprü’nün Ağustos-1989 sayısını da ve 25-28 Eylül ‘89 tarihleri arasında Yeni Nesil gazetesinde yayınlanan ve bilâhare “Yakın Tarih Ansiklopedisi”nin 12. cildinde yer alan 12 Eylül darbesi hakkındaki röportajını sunduk.&lt;br /&gt;Köprü, Bizim Âile, Genç Yaklaşım ve Can Kardeş dergilerini de verdiğimiz DP Genel Başkanı, Yeni Asya’nın yayıncılık hayatımızda vatan sathını bir mektep yapan, fikrî yapımıza hayat ve istikamet veren irfan hizmetinin Türkiye’nin mânevî mayasında büyük yer tuttuğunu söyledi. Ve Yeni Asya câmiasının demokrasi, hak ve hürriyetler mücadelesinin her türlü takdirin üstünde olduğunu, bu câmiayla birlikte darbelere ve ara rejimlere karşı verilen şeref levhası mücadelelerden örneklerle anlattı.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;DP Dış Politika ve Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Hasan Ünal ile Ekonomik Siyaset ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ufuk Söylemez’in de katıldığı görüşmenin sohbet bölümünde ise, Türkiye’nin fikrî yapısı ekseninde Bediüzzaman’ın tekliflerini konuştuk.&lt;br /&gt;Bediüzzaman’ın bugün “Güneydoğu meselesi” ya da “Kürt sorunu” olarak bilinen mevzudaki görüşlerini, Münâzarât ve Hutbe-i Şâmiye’deki esaslar muvacehesinde kısaca izâh ettik. Bundan yaklaşık bir asır önce “Kürdistan’ı kurma”ya karşı “Osmanlı devletinin ihyası” düşüncesini ve Prens Sabahattin’in “adem-i merkeziyet” fikrine mukabil “üsûl-ü merkeziye” dediği, geniş hak ve hürriyetlerle ittifak içinde birlik ve bütünlük fikrini özetledik.&lt;br /&gt;Keza “adem-i merkeziyet”in önce muhtariyete (özerkliğe), sonra istiklâliyete (bağımsızlığa) ve ardından “tavâif-i mülûk” denilen ülkenin küçük küçük devletçiklere bölünmesiyle hürriyetin büyük hayrını hiçe indirip ırkî-mezhebî ayrımlar üzerinden tefrika fitnesini uyandıracağı ikazını nazara verdik. Bediüzzaman’ın 1911’de Şam’da İslâm dünyasına verdiği mesajlarla Şeyh Said’in “kıyam dâveti”ne verdiği cevabı hulâsa ettik.&lt;br /&gt;Bediüzzaman’ın başta Merhum Başvekil Adnan Menderes olmak üzere Demokratlara ve siyasilere yazdığı mektupları ihtiva eden “Beyânât ve Tenvirler” kitabını verdik; ve “Sayın Adnan Menderes” hitabıyla başlayan mektuptan bir kısmını okuduk…&lt;br /&gt;Bu kitabın kendisinde de olduğunu belirten Demokrat Parti Genel Başkanı, Bediüzzaman’ın imanî ve mânevî yönünün yanı sıra içtimaî meselelere dair fikirlerinin fevkalâde orijinal ve değerlendirmeye değer olduğunu ve bunların mutlaka derlenip özetler halinde bugünkü gençliğe okutulmasının, fikir dünyasına ve siyasete sunulmasının ehemmiyetini belirtti. Yaptığı fikrî çalışmalar ve hizmetlerde Yeni Asya’ya başarılar diledi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DEVLET TERÖRE DOĞRU TEŞHİS KOYAMADI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin gündeminde 26 senedir yer alan terörle ilgili olarak “terörün Türkiye ile kavga ettiği ve saldırdığı, bugünkü hükûmetin terörle mücadele edecek, karşılayacak, göğüsleyecek bir girişimde bulunmadığı” tesbitiniz var. Bu çerçevede öncelikle “açılım”ın Habur’da tıkanması ve askıya alınmasına sebebiyet veren “temel siyasî hata” nedir? İçişleri Bakanı, Habur’daki şov hakkında “yol kazası” dedi. Bu “yol kazası” Türkiye’ye neye mal oldu? En çarpıcısı “açılım”ın tıkanmasını ve terörle mücadeledeki başarısızlığı neye dayandırıyorsunuz?&lt;br /&gt;Terörle ilgili çok önemli bir gündem tartışması var. Bütün partiler, ciddî gazeteler, ciddî bilim adamları terörü tartışıyor. Biz partiler olarak bu tartışmanın içindeyiz. Ben bunu 1983’ten-84’ten beri yaşıyorum. Hükûmet olarak da, Meclis Başkanı olarak da, muhalefet olarak da yaşadık…&lt;br /&gt;Gördüğüm şu; biz devlet olarak teröre doğru teşhisi henüz koyamadık. Zaman zaman siyasî partiler olarak da yanıldık. Bir şey söyledim geçenlerde, fazla dikkat çekmedi; 1987 senesinde Meclis’te bir kapalı oturum yaptık. Hükûmet ve muhalefet partileri konuştu. O gizli oturumun zabıtları yayınlanamıyor.&lt;br /&gt;Ve tavsiyem hükûmet partisine -onlar karar verirler tabiî, o zabıtları yayınlayalım. Ben dâhil hangimiz ne alanda yanılmışız. İyimserlik ve karamsarlık oranlarımızı bir ortaya koyalım. O kadar önemli bir belge ki, aradan 25 seneye yakın bir süreç geçmiş ve hâlâ terör ve anarşiyi konuşuyoruz. Demek ki o zaman da konuştuk. Kaldı ki mesele bu kadar da kapsamlı hale gelmemişti. Belki orada yeni bir terörle mücadele projesi-plânı çıkabilir.&lt;br /&gt;Hükûmetin “açılım”ı tutmadı. Habur kapısında ortaya çıkan sonuç, hükûmetin açılımını, plânını, programını, -ne ise belli değil o- tamamen tatil hale getirdi; ilgili Bakan da bu “yol kazasıydı” dedi. Mâlum “yol kazaları”nda trafik bilirkişileri vardır, kusur oranlarını dağıtır. Bu bir itiraftır. Bu hususta 8’de 8 kusurlu olan, iktidar partisidir. Çünkü hâdiseyi tek başına tanzim eden, sonuca erdiremeyen, ya da yanlış sonuca vardıran hükûmettir…&lt;br /&gt;Türkiye kusurlu duruma düşürülmüştür. Bunu hükümetin basiretsizliği olarak görmüyorum sadece. Terör politikası olmadığını tespit bakımından söylüyorum. Terör politikası olan, bir “açılım”a girişmiş olan bir iktidar partisi ve hükümetin mutlaka bir hazırlığı olmalıydı. Bir plan yapmalı ve onun bütün duraklarında sonuç almalıydı.&lt;br /&gt;Bunları yapmadığından sonuç alamadığı gibi, terörü tırmandırma gibi beklemediğimiz üzücü bir neticeyle karşı karşıyayız. Bundandır ki bugün Türkiye’de terör tırmandı, bütün ülkeye yayıldı.Türkiye’nin bu kadar önemli bir ölüm-kalım meselesinde bir “hatalıyım” demekle bir hükûmet işin içinden çıkamaz. Çok kolaycı bir yoldur o. O bakımdan bunu söylüyorum, birinci düşüncem bu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TERÖRLE MÜCADELEDE HÂLÂ CİDDÎ BİR UZLAŞMA YOK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvela kendi kendimizi bir yargılayalım, sorgulayalım. Geçenlerde arkadaşlarımızla beraber terör bölgelerinden birine gittik. Mardin, Midyat ve Ömerli gibi terörle zaman zaman karşı karşıya kalan mahallerde araştırmalar, toplantılar yaptık. Orada gördüğümüz şu: Terörün izleri de sürüyor, kendisi de sürüyor; ki orası birinci sınıf bir terör bölgesi değil, -‘sınıf’ deyince de yanlış bir deyim kullanmak istemiyorum, ‘birinci derecede’ değil diyelim- ama sınıf da denebilir, çünkü sınıfsal hale geldi, tasnif edildi…&lt;br /&gt;Üzüntü verici taraf şu; terör örgütü terörü bütün vatan sathına yaydı. İstanbul’dan başladı Hakkari’ye, Hakkari’den başladı Ordu, hatta son zamanlarda milliyetçi tavrıyla tanınan Gümüşhane’ye kadar indirdi. Bu PKK’nın Karadeniz ve Akdeniz’e açılma projesidir. İskenderun’a indirdi, deniz üssünü vurdu.&lt;br /&gt;Ama bizim bu kadar ağır bir teröre karşı hâlâ çok ciddî siyasî partiler arasında bir uzlaşma, bir beraber olma fikrimizi geliştirmediğimiz gözüküyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“ASKERÎ YÖNTEMLER” YETMEZ…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Terörle mücadele yöntemi” hakkında daha önce DYP iktidarında terörün sıfır bitme noktasına yaklaştığı belirtilmekte. Terörün tırmanması ve şehitlerin artması ortamında, hükûmetin geçen seneki “açılım” çerçevesinde “demokratikleşme, hak ve özgürlükler” söyleminden ne yazık ki yeniden “askerî-güvenlik konsepti”ne dönmesini neye bağlıyorsunuz?&lt;br /&gt;“Terörle mücadele konusunda Demokrat Parti deneyim sahibidir. Yeni projemizle kamuoyuna da takdim edeceğimiz bir takım tekliflerimizle de eş zamanlı ve seferberlik halinde bir hükümet devlet işbirliği içinde önemli bir proje oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun içinde ulaştırma, kültür ve eğitim hizmetleri var, çalışmalarımız var, bunların hepsini halkımızın ve hükûmetin önüne getireceğiz” diyorsunuz. Demokrat Parti’nin oluşturmaya çalıştığı “terörle mücadele projesi”nin ana esaslarını açıklar mısınız?&lt;br /&gt;Elbette… Hâdisenin 19. asrın başından beri gelen bir süreci var. Biz terörle mücadelede geçmiş deneyimlerimizi, elde ettiğimiz sonuçları paylaşmaya hazırız, burada da hiçbir sıkıntı ya da hiçbir siyasî düşünceyi öngörmeyiz. Bu konuda hükûmetin alacağı tedbirler, paylaşılabilir tedbirler oldukça desteğimiz sürecektir ve bu desteğimizi sürdürürken de bir proje hazırlığı içerisindeyiz.&lt;br /&gt;Bugün hükûmetin sıkıntıları var; bu hükûmetin bir takım teşebbüsleri veya tahayyülleri var diyebiliriz. Esasen “profesyonel ordu” fikri, terörle mücadele yıllarından bu yana hep gündemde. Yeni bir şey değildir, benim Meclis Başkanlığım döneminde de, sonra hükümette bulunduğum dönemde de bu profesyonel mücadele metotları her zaman göz önünde tutulmuştur.&lt;br /&gt;Aslında “koruculuk sistemi” de bir profesyonel kurumdur, o da o zaman eleştirilmiş, ama denenmiştir. Bugün yirmi bini aşkın korucu profesyonel olarak görev yapıyor. Ayrıca hem emniyet içinde hem ordumuzun içinde, “özel harekât timleri”, özelbir takım ihtisas kurumları ortaya konmuştur bunlar da profesyoneldir. “Uzman çavuşlar” birimi de profesyoneldir. Jandarma ve Kara Kuvvetlerinde “mavi bereliler”, “bordo bereliler” var; generalinden uzman çavuşuna kadar da profesyonel. Türkiye için profesyonellik silâhlı mücadelede yeni bir şey değildir.&lt;br /&gt;Burada önemle üzerinde durulması gereken, bu çeşit kurumların mutlaka ve mutlaka Silâhlı Kuvvetlere bağlı oluşu sürdürmesidir. Ordunun bünyesinde olmak koşuluyla devlet ve ordu güçleri böyle bir talepte bulunuyorsa ancak geliştirilebilir. Ama bunu abartarak sanki yeni bir şey kuruyormuş gibi öne sürmek yanlıştır.&lt;br /&gt;Aslında terörle mücadelenin sadece askerî kesimle, sadece profesyonel orduyla biteceğini sanmıyoruz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“DP’NİN DOĞU VE GÜNEYDOĞU KALKINMA PROJESİ”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda Genel İdare Kurulu üyelerimizden İstanbul Ticaret Odası eski Başkanı Mehmet Yıldırım ve arkadaşlarının hazırladığı “Doğu ve Güneydoğu’da kalkınma projesi” var. Ekonomik kalkınma açısından çok önemli bir projedir. Bizim de düşüncelerimiz, taleplerimiz bu istikamette. Bu konuda çok ufuklu ve ciddî çalışmalar yapıyoruz…&lt;br /&gt;Burada esas nokta şu: Bizim 1995’ten beri söylediğimiz, bugün Türkiye “Kürt bölgeleri”ne (yani bu tabiri kullanmakta hiçbir mahzur yok) otoyollarla gidiyor. Bugün İskenderun’dan Urfa’ya otobanla gidiliyor. Oradan Habur kapısına götürülüyor.&lt;br /&gt;Daha mühim bir hâdise var. Kuzey Irak’ta kurulan devlet bir kapalı havza. Türkiye, onun petrolünü Akdeniz’e getirdi. Hiç çekinmeden Kerkük-Yumurtalık Boru Hattını yaptı. Ve doğru yaptı…&lt;br /&gt;Ama şimdi başka şey yapması lazım. Bizim eskiden otoban yapacak gücümüz yoktu. Türkiye’nin bugün “sakıncalı” gözüken bölgelerini, meselâ Diyarbakır’ı, meselâ daha yeni gittiğimiz Mardin’i otobanlarla Kayseri’ye, Malatya’ya bağlayan projelerimiz var. Yani çok önemli bir hadisedir; Diyarbakır’dan kalkan bir otobüs bugün 20 saatte İstanbul’a geliyorsa, 8-10 saatte İstanbul’a gelmeli. Biz “Kürdistan” denilen Güneydoğu bölgesini Akdeniz’e, Karadeniz’e çıkarmalıyız. Yani Diyarbakır’dan Trabzon’a otobanla gitmeli.&lt;br /&gt;Ulaşım dediğimiz fevkalâde önemli unsur kaynaşmayı sağlar. Merhum Menderes’in ulaşım hususunda çok değerli konuşmaları vardır. Demirel’in projeleri vardır. Rahmetli Özal’ın da vardır. O zaman imkânlarımız kıttı, şimdi yapacağımız iş bu. Niçin Diyarbakır “kurtarılmış bölge” olacak…&lt;br /&gt;Demokrat Parti, Adalet Partisi döneminde Doğu-Güneydoğu’da hiçbir huzursuzluk ve kalkışma hareketi olmamıştır. GAP, başlıbaşına muazzam bir kalkınma projesidir. Sekiz sene sonra- şimdi akılları başlarına geldi de GAP’ı harekete geçirdiler. Yeni yeni 12 trilyon ayırdılar, 2012 diyorlardı onun da 2013’e kaldığından bahsediliyor…&lt;br /&gt;Bir başka proje, Ceylanpınar Çiftliğinde Kültür ve Eğitim Merkezi kurma projemiz var. Türkiye ve dünya çapında bir proje. ODTÜ ve bir takım üniversiteler Kıbrıs’a gittiler, doğru da yaptılar. Niye Ceylanpınar’da câzibe merkezi olacak üniversiteler kurmuyor. Hem Suriye, hem Kuzey Irak, hem Irak bütün bölge halkları gelsin.&lt;br /&gt;Malatya’da Özal’ın yaptığı büyük bir hastane var; bu eser Malatya’yı hayata geçirdi. Gittiğiniz zaman iftihar ediyorsunuz; neden Ceylanpınar’da böyle bir hastanemiz olmasın? Ambulans uçaklarla hep İstanbul’a getirmeye çalışıyoruz. Oysa orada olsa Ortadoğu’nun câzibe merkezi olur. Ve oralarda bizim kültürümüzü yansıtan üniversiteler kuralım. Arap yurttaşlarımız var ve onlara saygımız var. Ama eğer orada güzel üniversiteler kurulmazsa bir müddet sonra oranın gençleri başka ülkelerin üniversitelerine gidecekler…&lt;br /&gt;Türkiye bu harmanı ortaya çıkarsın. Terör ve anarşi bunlarla biter mi? Bitmez; askerî mücadele yöntemleri, terörle savaş vesâir hepsi yapılsın, mücadele edilsin. Ben hep söylüyorum, biz terörle değil terör bizimle mücadele ediyor. O ayrı bir iş, profesyonel birlikler kursun, ne gerekiyorsa yapılsın; ama terörle mücadelede mutlaka eğitim alanında, ekonomik-sosyal tedbirlerin alınması gerekiyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;PARLAMENTER METODOLOJİYLE UZLAŞMA…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz Meclis Başkanı iken, 12 Eylül Anayasası kısmen değiştirildi. Bu anayasanın şimdiye kadar 16 kez 83 maddesi değiştirildi, bu 17.’si oluyor. Şimdi iktidar partisi sözcüleri, “12 Eylül’de yepyeni bir anayasa” diye propaganda ediyorlar. Anayasa değişikliği nasıl yapılmalı; daha önce dibâcesinden önemli maddeleri, hatta ‘geçici 15. madde’nin bir kısmını kaldırdınız; kavga-gerilim olmadan “darbe anayasası”nı Meclis’te değiştirmeyi nasıl başardınız?&lt;br /&gt;Metodolojisi parlamenter metodoloji olmalı. Yani Anayasa değişiklikleri Parlamentoda yoğrulmalı. Bunlar hükûmette yoğurdular, farkındaysanız. Hükûmet Meclis’e getirdi. Ama aslında Meclis bunu baştan yoğurmalıydı. Dünyanın her yerinde anayasa değişiklikleri parlamentoların işi ya da kurucu meclislerin işi…&lt;br /&gt;Geçmişte 1995’te, hatta 87’de bizim Turgut Özal’la yaptığımız referandum müzâkerelerine bütün partiler katıldılar. O zaman partiler uzlaştılar; Cumhurbaşkanı Kenan Evren olmasına rağmen o Anayasa değişikliği de geçti. Ama Kenan Evren referandumu dayattı; yasaklar referandumla gelmişti, “Referandumla kalksın!” dedi. O da tabi hâlâ eski başbakanlarına bir kin ve nefret duygusu ya da kelimeyi hafifletelim husûmet duygusu içinde idi. Orada da zarûret vardı. Orada da gerçekçilik vardı. Tartışmalar biraz şiddetli olmuştur ama kamplaşma-kutuplaşma olmadan halk da büyük çoğunlukla katılmış, fikrini beyân etmiş, yarı yarıya geçmiştir aşağı yukarı. O bir referandum ihtimal ve imkânını veriyordu. Önemli bir hâdise idi…&lt;br /&gt;95’e geldiğimiz zaman; hatta 94’te başladı, bütün partiler, hatta bir milletvekili olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun partisini dahi kattık sürece. Geldiler, konuştular, o zâbıtlar hârikaydı aslında. Genel başkanlar arasında. Hatta orada Ahmet Türk’ün beyânları var. Ülkenin bütünlüğü için, Cumhuriyet için fevkalâde mutedil konuşmaları var orada. Şöyle düşünün; Muhsin Yazıcıoğlu ile Ahmet Türk’ü aynı gerekçelerle birleştirdik, imzalarını aldık…&lt;br /&gt;Parti farkı gözetmeksizin Parlamento bunu çıkardı, referanduma da gerek kalmadı. “Dibâce”deki en önemli cümleleri çıkardık; yani “12 Eylül ihtilâlinin halkın talebiyle-çağrısıyla yapıldığı” vesâire hususlar ayıklandı...&lt;br /&gt;Bu açıdan 12 Eylül Anayasasının önemli bir kısmı zaten 95’te gerekçeleriyle ortadan kalkmıştır. 12 Eylül döneminde çıkarılan yasaların anayasaya aykırı olamayacağını hükme bağlayan ‘geçici 15. madde’nin son fıkrasının değiştirilmesi gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEVHER İLHAN / Yeni Asya&lt;br /&gt;25 Temmuz 2010&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-5465240883076904178?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/5465240883076904178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=5465240883076904178&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5465240883076904178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5465240883076904178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2010/07/teroru-dp-bitirmisti-yine-o-bitirir.html' title='Terörü DP bitirmişti, yine o bitirir'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-3580033790914872684</id><published>2010-05-14T19:48:00.006+03:00</published><updated>2010-07-26T01:01:11.594+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat&apos;tan ne haber?'/><title type='text'>“Kırat Ruhu, 60 Yıldan Beri Dimdik Ayakta”</title><content type='html'>&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;(DP Basın Merkezi – 14 Mayıs 2010) – &lt;br /&gt;DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Demokrat Parti’nin iktidara gelişinin 60. yıldönümü münasebetiyle yayınladığı mesajda, “Bu güzel günün heyecanını, 60 yıl önceki coşku ve kıvançla bir kez daha yaşıyoruz. Ne mutlu bizlere ki, bugün de aynı Demokrat Partililik inanç ve bilinciyle dopdoluyuz… ‘Kırat’ ruhuyla, dimdik ayaktayız.” dedi. Cindoruk’un mesajı şöyle:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;“Bugün, tarihimizin altın harflerle yazılmış dönüşüm sayfalarından birinin yıldönümünü kutluyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bugün, Türk demokrasisinin mutlu bir günü…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Demokrat Parti’nin, yüzde 90 gibi rekor bir katılımla gerçekleşen, siyasi tarihimizin tek dereceli ve meşru ilk genel seçimleri sonucunda, toplam oyların yüzde 53,35’ini elde ederek, parlak bir seçim zaferiyle, 27 yıllık tek parti iktidarını sona erdirdiği, milletimizin özgür iradesini iktidara taşıdığı o ünlü 14 Mayıs 1950’nin 60’ıncı yıldönümü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu güzel günün heyecanını, 60 yıl önceki coşku ve kıvançla bir kez daha yaşıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Ne mutlu bizlere ki, bugün de aynı Demokrat Partililik inanç ve bilinciyle dopdoluyuz… ‘Kırat’ ruhuyla, dimdik ayaktayız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Hedefimiz aynı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Misyonumuz aynı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Aynı mücadele ve şeref bizleri bekliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bugün de, 60 yıl önceki gibi, büyük sıkıntılar içindeki halkımızın toplumsal muhalefetini örgütlemek, beklenti ve taleplerini ‘Yeter, Söz Milletindir!’ kararlılığı ile iktidara taşımak zorundayız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Millet bugün de, hilesiz, hurdasız, yalansız, dolansız, tuzaksız, korkusuz, istismarsız, ayıpsız bir yaşam ve demokrasi istiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Millet, özgür iradesinin baskı altında tutulmamasını, yoksulluğunun ve çaresizliğinin sömürülmemesini istiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Millet; birlik, bütünlük, dayanışma, adalet ve eşitlik istiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Millet; kardeşlik, güven, kalkınma, huzur, iş, aş ve özgürlük istiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Milletimiz, 60 yıl önce, aynı toplumsal talepler için iktidar olan ve bunu başaran Demokrat Parti’yi unutmadı…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;O özgürlükçü ve kalkınmacı geleneğin partisinden, bugün de milletimizin beklentisi aynı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu nedenle halkımız, bugün bir kez daha Demokrat Parti çatısı altında buluşuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;60 yıl önce ve daha sonraki dönemlerde de hep olduğu gibi, ‘Kırat’ yine yollarda…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Çünkü millet yine ‘Kırat’ı çağırıyor!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Demokrat Parti var, ‘Kırat’ var; güven Türkiye!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bu vesile ile, Demokrat Parti’yi 60 yıl önce iktidara taşıyan 3.Cumhurbaşkanımız merhum Celâl Bayar ve demokrasi şehidimiz Başbakan Adnan Menderes başta olmak üzere, ülkemiz insanını hem birinci sınıf vatandaş yapan, hem de Türkiye kalkınmasını başlatan Demokrat Parti’nin unutulmaz 1946-1960 yönetim kadrosunu saygıyla selamlıyor, ebediyete intikal etmiş değerli büyüklerimize Allah’tan rahmet dilerken, hayatta bulunanlara da sağlıklar ve mutluluklar temenni ediyorum.”&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-3580033790914872684?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/3580033790914872684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=3580033790914872684&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3580033790914872684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3580033790914872684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2010/05/krat-ruhu-60-yldan-beri-dimdik-ayakta.html' title='“Kırat Ruhu, 60 Yıldan Beri Dimdik Ayakta”'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-6792389348336641842</id><published>2010-01-24T00:03:00.005+02:00</published><updated>2010-07-26T01:02:03.962+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Röportaj'/><title type='text'>“Devleti zaafa uğrattılar”</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.dp.org.tr/img/demirel-leyla-tavsanoglu1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://www.dp.org.tr/img/demirel-leyla-tavsanoglu1.jpg" style="cursor: pointer; height: 168px; width: 247px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Devletin kurumlarını, halkın nezdinde itibarsız hale getirerek, devleti zaafa uğratıyorsunuz. Siz, onun gücü sayesinde iş görüyorsunuz”.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;“Türkiye’nin korunması ve kollanması görevi kanunla askere verilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Siz, bu kanunu değiştirebiliyor musunuz?”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le son siyasi gelişmeleri konuşuyoruz. Demirel, AKP hükümetiyle birlikte devletin zaafa düşürüldüğünü vurguluyor. Polise ağır silah alma yetkisini verecek tasarıyla ilgili olarak “Çok yanlış olur. Sonuçta devletin iki ağır silahlı gücü birbiriyle çatışır” diyor. Bir de darbe vehimleri içinde, “Sakın askerinizi incitmeyin” öğüdünde bulunuyor. Askerin ülkeyi koruma kollama göreviyle ilgili olarak da “Yapabiliyorsanız 35. maddeyi değiştirin” diye çarpıcı bir ifade kullanıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Türkiye’de bu kadar yıl siyasetin içindeyim, siyasetin bu kadar tıkandığını bilmiyorum, dediniz. Neden? Durum gerçekten çok mu umutsuz görünüyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Mesele umutsuzluk değil. Zihinler çok karışık. İnsanlar huzursuz, kaygılı, şüpheli. Ortam çok gergin. Türkiye’nin sokaklarında her gün kavga var. Bu kavganın bir kısmı çok ciddiye alınacak cinsten. Yani her demokratik ülkede olabilen asayiş ihlallerini aşan mahiyette bir kavga. Vatandaş birbiriyle, devletle, polisiyle, askeriyle kavga ediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Ve kırıcı dökücü alet ve vasıtalar kullanılıyor. Bu ülkenin sadece bir yerinde değil, birçok yerinde oluyor. Vatandaş bunları görüyor, “Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz?” sorusunu soruyor. Bununla da kalmıyor. Akşam televizyonda, ertesi sabah gazetelerin manşetlerinde görüyor. “Bunlar oluyor ama aldırmayın. İşinize bakın” denecek cinsten olaylar da değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Siz şimdiye kadar hükümetlerle devlet kurumları arasında böylesine bir çatışma yaşandığını hatırlıyor musunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Devletin kurumları birbiriyle çatışıyor mu yoksa siyasi iktidarla mı çatışıyorlar? Acaba devletin kurumları içinde bir sorun var mı? Devlet kurumlardan ibaret. Siyasi iktidar da o kurumlardan birisi. Siyasi iktidar dahil bu kurumların tümünün görevleri, yetkileri, sorumlulukları anayasada yazılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bizim anayasamıza göre söz sahibi bir değil, birden fazladır. Bu, referandumdan geçmiş anayasadır. Kuvvetler ayrılığı prensibine göre, yargı, Meclis, hükümet niye karışıyor diyemezsiniz. Hepsinin ayrı görevleri var. Bunların ahenkleştirilmiş olması o ülkede genellikle huzurlu idareyi sağlıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Bizde niye bu sıkıntılar var?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Bu, düşündürücü. Biber gazı kullanan, su sıkan polis ve hak arama peşinde olan, kış soğuğunda parkın havuzuna itilen işçi. Ülkenin başka bir yerinde molotofkokteyli atan insanlar... Bunlar iyi şeyler değil. Ülkenin Genelkurmay başkanı, “Toplum ne hale geldi” diyebiliyor. Bu çok önemli. Yine Genelkurmay başkanı manevra kıyafetiyle, kuvvet komutanlarıyla birlikte Trabzon açıklarında Oruç Reis firkateyninde basın toplantısında, “Biz rahatsızız. Bu rahatsızlığımızı ilgililere ilettik” diyor. Ülke yönetimi ise “Sizin rahatsızlığınız nedir?” diye sormuyor. Yargıtay Başkanı, iki gün önce “Yargıda yangın var. Yargı siyasallaştı, bölündü” diyor. Yargı bir devletin en önemli organı. 34 hâkim tayin edilecek. “Hâkimler tayin edilemediği için Yargıtay’ın görevi aksıyor” diyor. Bütün bunların ciddiye alınması gerekir. Yargıtay başkanı ayrıca diyor ki: “Yargıya karşı savaş açılmıştır.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bu laflar mana taşır. Bir taraftan da ülkeyi yönetenler kurumları ele geçirme gayreti içinde. Burada siyasi iktidarla devlet birbirine karışıyor. Siyasi iktidarlar gelip gidiyor. Ama devlet yerinde duruyor. Onun için söylüyorum. Devlet baş, siyasi iktidarlar kasket gibidir. Kasket eskir, yenisini alırsınız. Ama başı eskitmeyin. Başı eskitiyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Yani devletin kurumlarını halkın nezdinde itibarsız hale getirerek devleti zaafa uğratıyorsunuz. Devlet kendi devletimiz. Siz onun gücü sayesinde iş görüyorsunuz. Ama onu güçsüz hale getiriyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Bir de açılım konusu var...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Ne açılımı? Önce Kürt sorununu çözeceğiz, Kürt açılımı yapıyoruz, dediniz. Bu nedir, diye sordular. Daha cevap vermediniz. O zaman vatandaş bu tartışmaların altından bir de Türk sorunu çıkardı. Geçmişte de söyledim, siz yazdınız. Bu ülkenin insanlarının hangi etnik menşeden gelirse gelsin birbirleriyle sorunu yok. Bu bir ulus devletti. Ulus bir bütündü. Bu bütünlüğün parametresi din, ırk değil vatandaşlık, mensubiyet, geçmiş, gelecek bütünlüğüydü. Siz bu bütünlüğü bir kenara bıraktınız. Meseleyi ırk ve mezhep meselesine getirdiniz. O zaman dün birbirleriyle hiçbir meselesi olmayan bu ülkenin vatandaşları durduk yerde birbirlerine bakmaya başladılar. Bu çok büyük huzursuzluk yarattı. Vatandaş, “Bölünüyor muyum acaba?” kaygısını dile getirmeye başladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bütün bu hengâmeye rağmen vatandaş birbiriyle iyi geçinmek istiyor. Vatandaşa minnettarız. O beraberliğin değerini biliyor. Ama her gün bunlar konuşulunca huzursuzluk oluyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Birçok vatandaş gibi ben devletin zor zamanlarını görüp bildiğim, bu zor zamanlarda idarede bulunduğum için bu gördüklerim beni rahatsız ediyor. Onun için diyorum ki:“Türkiye’nin bir şeyi yanlış.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Nedir yanlış?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: İşte, seçilmiş parlamento, onun güvenoyuna dayanan hükümet, hür yargı organı, üniversite, hür basın, meslek kuruluşları... Bunların hepsi var. Ama demek ki bunlar ahenk içinde çalışamıyor. Ahenk içinde çalışamıyor demek ülke yönetilemiyor demek. 2010 yılına girerken ben ülkedeki vatandaşımdan daha çok huzursuzum. Ama dikkat edin, ümitsiz değilim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bütün bunları topladığınız zaman iyiye alamet değil. Ülkenin iyi yönetilemediğini gösteriyor. Ülkeyi yönetenler sadece kendi taraftarlarının hükümeti olmamalıdırlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Peki, sizce ne yapılmalı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Herhalde ülkeyi yönetenlerin ders almaları lazım. Ülkede halinden memnun olanlar vardır. Ama ülkenin genel gidişatından huzursuzluk duyanların sesi zaman zaman çıkıyor. Ülkede hukuksuzluk var. Başını kaldıranı Ergenekoncu diye aylarca tutukluyor. Ne zaman yargılanacağı ve netice alınacağı meçhul.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;İnönü Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Fatih Hilmioğlu ağır hasta. Ama onu orada tutmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü Mehmet Haberal gibi bir hekimi de aylardır tutuyor. Mustafa Balbay, öbür gazeteciler, sendikacılar, parti başkanları var. Bu ülkenin vatandaşı rahatsız. Çünkü mahremiyetine girilmiş. Telefonları dinlenmiş. Eğri, doğru, bu telefon konuşmaları mahkemelere delil olarak çıkarılmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;O zaman da iki kişi konuşurken acaba bizi dinliyorlar mı, diye korkuyor. Bu korku bütün ülkeyi sarmış. Siz ülkeyi bir korku imparatorluğu haline getirmişsiniz. Eğer ülkenin Başbakanı, “Beni de dinliyorlar” diyorsa o zaman ülkenin başbakanının üstünde ülkeyi yönetenler var. Bu zaaftır. Sizin haberiniz olmadan sizi de dinliyorlarsa o zaman vay haline ülkenin... Haberiniz varsa dinlettiğiniz için suç sizde olur. Ama haberiniz yoksa daha da suçlu olursunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Çok zor zamanlar gördük. Ama şüphenin, korkunun, kaygının bu kadar yaygın olduğunu hiçbir dönem görmedim. Fikir özgürlüğü diyorsunuz. Neyin fikir özgürlüğü? Adam telefonda konuşurken bile özgür değil. O zaman buna özgürlük denir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Sürekli bir askeri darbe tehlikesi pompalanmaya çalışılıyor. Sizce askeri darbe tehlikesi var mı? Ya da niçin bunu yapıyorlar?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Türkiye’de 27 Mayıs’ta başlayan bir darbeler serisi var. Darbe dediğiniz olay devletin mecrasından çıkması olayıdır. Devlet bunalımıdır. Bu bir defa olduktan sonra ileriki zamanlarda da olma istidadında oldu. Ama darbenin ülkenin sorunlarını çözmediği noktasına gelindi. Aksine işleri daha da karıştırıyor. Devlet yönetimini zorlaştırıyor. Halkın devlete olan güvenini sarsıyor. Gizli bir tehdit Demokles’in kılıcı gibi seçilmiş idarelerin başının üzerinde asılı duruyor. Ama bugün bir darbe tehlikesi olduğundan dolayı değil, geçmişte darbeler olduğundan dolayı böyle. Darbeyi asker yapacaksa bugün darbeyle halledeceği bir şey yok. Bugün artık Türkiye’nin içinde ya da dışında darbeyi alkışlayacak yeterli desteğin olmadığı da görülüyor. O zaman da bugün bir darbe şüphesi içinde olmanın hiçbir anlamı yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Peki, bizim asker sivil idarenin emrinde değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Şu anayasaya göre öyle olması lazım. Askere verilecek hangi görevin nasıl verileceği yasalarla tayin edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bugünkü şartlar içinde askere darbe yapacak şüphesiyle bakmak yanlış. Ama denilecek ki, 2004’te askerin içinde birtakım tasavvurlar olmuş. Onlar muhakeme ediliyor. O tasavvurlar olduğunda farkında idiyseniz tedbirini almanız lazımdı. Bunlardan o gün acaba hiç haberiniz olmadı mı? Olmadı, derseniz ayrı mesele. Oldu ama biz o sırada meseleyi büyütmek istemedik, derseniz bu çok önemli bir hadisedir. O zaman şimdi neyi muhakeme ediyorsunuz, diye sorarlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;O günkü Genelkurmay başkanının bu hadiselerden haberi var idiyse ve hükümeti haberdar etmediyse kusuru vardır. Altında bunlar olurken haberi yok idiyse o zaman gaflettir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;O zamanki Genelkurmay başkanı bunlardan siyasi iktidarı haberdar etti de siyasi iktidar, “Kapatın bu meseleyi” dediyse onların kusuru vardır. Binaenaleyh Türkiye çapraşık bir işle karşı karşıyadır. Türkiye’de darbeyi askerden başkası yapamaz. Darbe Ankara’nın dışında da olmaz. Darbe günler alan bir olay da değildir. Üç-dört saatlik bir meseledir. Ya başarılı olursun ya olmazsın. Olursan devlet eline geçer. Kendini kendin meşru sayarsın. Olmazsan da darağacını boylarsın. Darbenin anlamı bu. Ama darbe yapacaktı diye Mehmet Haberal’ı, Mustafa Balbay’ı alıp da hapse koymanın hiçbir anlamı yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Ergenekon’dan içeri alınıp aylardır tutuklu olanlar acaba hükümete muhalefet ettikleri için ağır biçimde cezalandırılmak mı isteniyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Ülkenin kanunlarını uygulamıyorsanız zaaf içindesiniz. Ülkenin kanunlarını uyguluyoruz diye kanunların yazmadığı cezaları uyguluyorsanız bunun adı zulümdür. Tutukluluğun şartları var. Kaçma ya da delilleri karartma ihtimali varsa tutuklanır. Bu saydığımız ülkenin muteber insanlarını salsanız gitmezler. Eğer muhakeme etmek istiyorsanız onları pekâlâ tutuksuz yargılayabilirsiniz. Etkiniz altına aldığınız birtakım yargı mensuplarıyla bu işleri görüyorsanız bunun adı diktatörlüktür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Birtakım kerameti kendinden menkul aydın da, Türkiye’de Sovyet imparatorluğu çöküyor, Gorbaçov’un Glasnost dönemini yaşıyoruz, demokratikleşiyoruz, diyorlar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Nasıl demokratikleşiyormuş? Bir adamın geceyarısı evini basıp eşyalarını, kâğıdını, küreğini darmadağın edip aylarca tuttuktan sonra da hadi kardeşim senin suçun yokmuş deyip salmak demokratikleşme mi? Bu çeşit muamele kendisi gibi düşünmeyene bugün yapılıyorsa yarın kendisine de yapılır. Hukuk herkese lazım. Benim itiraz ettiğim hukuksuzluktur. Ülkede hukukun üstünlüğü zedelenmiştir. Ülkedeki baş rahatsızlıklardan birisi budur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Bir de kanunları değiştirip devleti ele geçirmek istedikleri suçlamalarına ne diyorsunuz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Siyasi iktidar ve kurumların yetkileri sorumlulukları belli. Kimse kimsenin amiri memuru değil. Bir düzen içinde yürütecekler. Bunu yaparken bu kurumların başındaki kişiler illa benden olsun derseniz başka iştir. Otur dedim mi otursun, kalk dedim mi kalksın. Ehliyet önemli değil. Bunu yaparsanız idareyi muktedir, ehil olmayan ellere geçirirsiniz. Bu da devleti ele geçirme hadisesidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bir de devleti yönetme işi var. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-size: 130%;"&gt;Adam ne düşünürse düşünsün, hanımı nasıl giyinirse giyinsin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;ama işini doğru dürüst, liyakatla yapsın&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;. Bunu yapıyorsanız o iyi idaredir. Bugünkü idareye hâkim olan tarafgirlik idarede verimliliği de etkinliği de geniş çapta azaltmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Polise ağır silahlar alma yetkisi verecek tasarı büyük tartışma yaratıyor. Sizce hükümet böyle bir manevraya neden gerek duydu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Çok önemli bir konuya geldin. Askerin dışında ağır silahlarla teçhiz edilmiş bir güvenlik gücüne niçin ihtiyaç vardır? Asker güvenlik, polis kolluk gücüdür. Polis gücüyle emniyet, asayiş sağlanabilir. Bu devletin birinci vazifesidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;1990’lı yıllarda konuşuldu. Bu işi polisle yapalım, dendi. Polisle yapamazsınız. Bu hale gelmiş bir terör hareketini ancak askerle halledersiniz. Ağır silahları polis ne yapacak? Askeri dışında tutup terörü bastırmayı polisle mi yapmaya kalkacaksınız? Eğer öyle düşünüyorsanız çok yanlıştır. Öyle bir denemeye Türkiye’nin takati yok. Bir ülkede iki tane resmi ağır silahlı güç meydana getirmiş olursunuz. Efendim, elinde ağır silah gücü olan asker benim dediğimi yapmıyor. Senin her dediğini yapmaz. Kanunlar ne diyorsa onu yapar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bir tane ağır silahlı gücü ikiye çıkarınca ikincisi acaba senin her dediğini yapar mı? Bunun sonucu iki ağır silahlı gücün birbirleriyle çatışmasıdır. Başka ülkelerde de bu görülmüştür. Onun için ağır silahlı gücünüz bir tane olacak. O da asker. Askerin görevini başka bir güce yaptırmaya kalkarsanız bu defa askerinizi kullanamazsınız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Sakın da polis gücünüzü ağır silahlarla askeri ikame etmek için donatmaya kalkışmayın. Bir ülkenin polisini halkına karşı ağır silahlarla donatıp ne yapacaksınız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Bir zaman Tansu Çiller’e de danışmanlık yapmış olan Mümtaz’er Türköne Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lağvedilmesi gerekir, dedi. Acaba onun aklına mı uyuyorlar?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Valla kimi dinlediğini bilemem. Ama yanlış hesap Bağdat’tan döner. Ömürlerinin buna yeteceğini de sanmıyorum. Bir seçim gelir, bütün bu projeler ortadan kalkar. Siz yine devletin omurgası olan askerinize iyi güvenin. Devletinizin kurumlarının prestijiyle oynayarak nereye varacaksınız? Askeri sivil idarenin emrine alıyoruz diye onun prestijiyle oynamanın bir manası yoktur. Asker kanunların emrindedir. Kanunlarınız askerin sivil idarenin emrinde olmasına müsait değilse kanunlarınızı düzeltin. Türkiye’nin korunması ve kollanması görevi askere verilmiştir. Evvela bu görevi askerden alın bakalım. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-size: 130%;"&gt;Ben kaç defa 35. maddeden söz ettim. Benden başka onu hiç kimse söylemedi. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Hadi, alın o görevi elinden. Ya da şu şekle getirin: Koruma ve kollama askerin görevidir &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-size: 130%;"&gt;ama asker bunu resen yapamaz. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Akcan TBMM’nin verdiği görev üzerine yapar, gibi bir şey. Ama oralara hiç kimse girmez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: Dışişleri Bakanı Davutoğlu komşularla sıfır sorun politikası ortaya attı ama sıfır sorun derken İsrail’le olduğu gibi kimi komşularla neredeyse kanlı bıçaklı hale geldik. O zaman bu nasıl bir sıfır sorun politikası oluyor?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: Sıfır sorun bir slogan. Sloganla icraat yapılmaz. Proje lazım. Ülkenin dış politikasını coğrafyası ve tarihi tayin eder. Komşularınızla olan sorunlarınız her zaman sizin tarafınızdan çıkarılmış olmayabilir. Bunlar size tarihten intikal etmiştir. Ne kadar ben sıfır sorun istiyorum deseniz de tarihten intikal eden o sorunları çözemeyebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Çözebilmek için karşı tarafın rıza göstermesi, sizin iddialarınızdan vazgeçmeniz lazım. İddialarınızdan vazgeçmek her zaman milli menfaatlerinize uymaz. Karşı taraf da her zaman vazgeçmez. Onun içindir ki bir sorun olgunlaşmamışsa istediğiniz zaman bu sorunu çözemezsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Ben bu sıfır sorun politikasını şöyle anlıyorum: Bu yurtta sulh cihanda sulhun başka türlü ifadesidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Leyla Tavşanoğlu: İyi de yurtta sulh cihanda sulh neden bu kadar ters gelir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Süleyman Demirel: İşte, mesele orada. Biz barışsever bir ülkeyiz. Makul şartlar meydana geldiği zaman biz çözüm yanlısıyız. Ama makul olmayan şartlara da evet diyemeyiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Dışişleri Bakanı’nın böyle sağa sola gidişi belki içerde ve dışarda takdir uyandırıyor. Ama her şey neticesiyle ölçülür. Bütün bunlardan sonra bu kadar zaman geçti ne çıktı muhasebesinin yapıldığı yerde bilanço başarıyı ya da başarısızlığı gösterecektir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: grey; font-family: tahoma,verdana; font-size: 78%;"&gt;Leyla Tavşanoğlu&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-6792389348336641842?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/6792389348336641842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=6792389348336641842&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/6792389348336641842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/6792389348336641842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2010/01/devleti-zaafa-ugrattlar.html' title='“Devleti zaafa uğrattılar”'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-1840474255158389827</id><published>2009-12-29T21:06:00.000+02:00</published><updated>2009-12-29T21:19:25.308+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parti mâzisi'/><title type='text'>"Yeter söz milletin..!"</title><content type='html'>&lt;center&gt;&lt;object width="640" height="505"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZDIMmqDqVkM&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ZDIMmqDqVkM&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="505"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-1840474255158389827?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/1840474255158389827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=1840474255158389827&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/1840474255158389827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/1840474255158389827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/12/yeter-soz-milletin.html' title='&quot;Yeter söz milletin..!&quot;'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-6766382020671468515</id><published>2009-11-24T11:39:00.003+02:00</published><updated>2010-07-26T01:03:06.653+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat güncel'/><title type='text'>Cumhuriyet tarihinde En Korkulu Dönem</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.dp.org.tr/img/demirel_1.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://www.dp.org.tr/img/demirel_1.jpg" style="cursor: pointer; height: 206px; width: 272px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ''Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, askeri dönemler de dahil -ki biz onları iyi biliriz- böylesine korkulu bir dönem yaşanmadı'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) 123. kuruluş yıldönümü ve geleneksel ödül töreninde konuştu. Türkiye’nin neresine gidilirse, gidilsin korku ve endişenin hakim olduğunu söyleyen  Demirel, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;''Ülkemizde korku geniş çapta hakimdir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri, askeri dönemler dahil, -ki biz onları iyi biliriz- böylesine korkulu bir dönem yaşanmadı. Vatandaşlar, ziyarete gelenler (acaba burası dinleniyor mu) diye soruyorlar bana. Bir ülkenin insanları kendi ülkelerinde bu duruma düşürülür mü? Bu kendiliğinden olur mu? Olmaz. Aslında bu zeminin nezaketini biliyorum ama bunları söylemesem olur mu? Başka söyleyecek lafım da yok zaten. Var da söylense de olur söylenmese de olur cinsinden. “Efendim bu zeminde siyaset yapmayın”. Yaptığımız siyaset değil, şikayet. Şikayet yapmayayım mı? Onun içindir ki eleştiriler Türkiye'de bir kamuoyu yapmaya kafi değil. Kamuoyunu aydınlatmaya bile kafi değil. Siyaset büyük sıkıntılar içinde.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Korku İmparatorluğu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Siyaset aslında sadece iktidardan ibaret değildir. İktidar sadece kendisinden ibaret sayarsa diğer kurulları susturmak mecburiyetindedir. Eğer bir ülkede özgür iletişim vasıtaları, özgür basın, özgür meslek kuruluşları, özgür üniversite yoksa, veyahut da bunların hepsi varolup da tabela olarak varsa ve fonksiyonlarını ifa etmiyorlarsa, bu ülkede sadece siyasi muhalefetten her şeyi beklemek çok yanlıştır. Siyasi muhalefet çırpınır durur. Derdini anlatacak kimse bulmakta sıkıntı çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Üzüntüyle söyleyeyim ki bugünkü Türkiye'de korku imparatorluğunun kurulmasında yanlışları söyleyememek ya da söylendiği zaman yanlışları söyleyenlerin (aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın) şeklindeki bir duyguya kapılmış olmasıdır. Böyle olur mu? 70 milyon insan korkar mı, bir millet korkar mı? Korkmaz ama maalesef bu hissiyat yaygındır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Herkes mi rejim düşmanı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;Telefon konuşmalarının dinlenmesi konusuna da değinen Demirel, telefonun, dünyadaki en önemli iletişim aracı, insanları birbirine yaklaştıran, dünyayı küçülten birşey olduğunu belirterek, ''Ama telefonlarınızı dinliyorlarsa, bunu dinlemeye kimin ne hakkı var? Bir ülkede herkes devlet düşmanı olabilir mi, bir ülkede herkes rejim düşmanı olur mu, bir ülkenin savcısı devlet düşmanı olur mu, Yargıtay'ı devlet düşmanı olur mu, bir ülkenin kurumları o rejimin düşmanı olur mu? Yahut rasgele hoşlanmadığınız insanların telefonlarını dinleyip adamları hapsederseniz acaba o telefon hizmete mi yarar zulme mi? Bunlar zulümdür'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: Tercüman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-6766382020671468515?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/6766382020671468515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=6766382020671468515&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/6766382020671468515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/6766382020671468515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/11/cumhuriyet-tarihinde-en-korkulu-donem.html' title='Cumhuriyet tarihinde En Korkulu Dönem'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-7248976191788740523</id><published>2009-11-19T19:54:00.002+02:00</published><updated>2010-07-26T01:03:49.287+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makaleler'/><title type='text'>Demokratlık sağcılık mı?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Oldum olası, "sağ–sol" tabirinden de, "sağcılık–solculuk" cereyanından da hiç hazzetmedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Sevmedim, benimsemedim, doğru bulmadım bu tür bir ayrımcılığı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bilhassa Risâle–i Nur'u okuduktan sonra, sevmek yerine nefretim arttı bu tabirlere karşı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bu konuda içime sindire sindire aldığım derslerden biri şudur: "Bu memlekette İslâmiyete karşı komünist mücadelesi ortası olamaz. Sağ ve sol, ortası, üç meslek icap ettirir. Eğer İngiliz, Fransız deseler hakları var. 'Sağ İslâmiyet, sol komünistlik, ortası da Nasraniyet' diyebilirler." (Emirdağ Lâhikası, s. 301)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Daha başka bahislerde de, hak ile batılın, iman ile küfrün ortası olmadığı açıkça ifade ediliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Dolayısıyla, bir ibahe mesleği ve bir imansızlık cereyanı olan komünizme (veya benzeri zındıka cereyanlarına) karşı ne sağcılık, ne solculuk, ne de ortada vehmedilen Atatürkçülükle hakkıyla mücadele edilebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bu memlekette ayrıca mebzul miktarda hem sağcı, hem de solcu geçinen Atatürkçüler, hatta milliyetçiler var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bunların hiç biriyle işimiz olmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Zira biz, doğrudan ve yalnız imân cereyanındayız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Keza, bu vatanda sayısız derecede çok cinayet işlemiş sağcılar ve solcular var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Bu noktada da, hiç birinin cinayetine, günahına ortak değiliz ve olamayız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Kur'ânımız, zulme değil rıza olmayı, meyil göstermeyi dahi şiddetle menediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Siyaset noktasında tercih ettiğimiz Ahrar–Demokratlık çizgisi ise, sağ veya sol kategoriye dahil edilemez ve edilmemeli. Zira sığmaz da ondan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;"Hürriyetçi demokratlık" demek olan bu siyasî düşünceyi tutup sağcılık veya solculuk cereyanına dayandırmak yahut o dar kalıplara hapsetmek, hak ve hakikate muvafık düşmese gerek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Ha, kendine "sosyal demokrat"lığı yakıştıran solcularla kendini "muhafazakâr demokrat" gören sağcılar yok değil. Hatta, Avrupa'dakilerin tersine kendini "en sağcı" gören milliyetçiler de var, bu memlekette.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Hürriyetçi demokratlık ise, bunların içinde, ya da altında değil; belki dışında ve üstündedir. Üstelik, bu Ahrar–Demokrat, siyasî mesleği ve karakteristik özelliği itibariyle Kemalizmin takipçisi olan "Halkçılar"a zıttır, muhaliftir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Ahrar–Demokrat'a zıt olanlar ise, bu ülkede Türkçülük, Kürtçülük, Halkçılık ve hatta dincilikle uğraşan kesimlerdir ki, hepsinin de ortak paydası ve müşterek havzası Atatürkçülüktür. Zahiren, zıt gibi görünseler dahi, yine de oraya hizmet ediyorlar ve onu yaşatmaya çalışıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Yeni Asya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style="color: white;"&gt;M. Latif SALİHOĞLU&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;10.11.2009&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-7248976191788740523?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/7248976191788740523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=7248976191788740523&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/7248976191788740523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/7248976191788740523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/11/demokratlk-sagclk-m.html' title='Demokratlık sağcılık mı?'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-3116444969101992149</id><published>2009-11-14T12:39:00.007+02:00</published><updated>2010-07-26T01:04:25.935+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makaleler'/><title type='text'>Demokratların onlarca dirilişi!</title><content type='html'>&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Köşe komşumuz Latif Beye, “İki ölüden bir diri çıkar mı?” diye soran dostlar, eğer onunla yaşdaş iseler, hatırlamamaları imkânsız: Demokratlar öldürülüp öldürülüp dirildiler! &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;27 Mayıs kanlı darbesi, demokratları öldürdü! Tabanından gelen bir hareketle seçilmiş Meclis, hükümet ortadan kaldırıldı, yeni partiler kurduruldu, demokratlar şaşırtıldı. Ancak, Ahrarların devamı olan Demokrat Partililer, Şubat 1961’de Adalet Partisi çatısı altında toplandılar. 27 Mayıs İhtilâline karşı tutumu ile girdiği ilk seçimde yüzde 34’ten fazla oy alarak 2. parti oldu. 1964’te Süleyman Demirel’in başkanlığa gelmesinden sonra oylarında büyük artış olan parti 1965’te yüzde 52,9 ve 1969’da yüzde 46,5 oy oranıyla tek başına iktidar oldu. Ve 12 Mart 1971 muhtırası geldi. Yine demokratlar iş başından uzaklaştırıldı. &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;1980 darbe-i münafıkanesinde de dehşetli bir planla bir kez daha öldürülmüş, demokratların ileri gelenleri toprak altına gömülmüştü! Yaşı müsâitse hatırlayacaktır:&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Adalet Partisi’nin yerine kurulmak istenen BTP, zorbalar tarafından kapatıldı. Varlığı 11 gün (20-31 Mayıs) süren BTP, 20 Mayıs 1983’te kuruluş dilekçesini 12 Eylül yönetimine verdi. Partinin başına emekli orgeneral Ali Fethi Esener getirildi, kuruluş çalışmalarını 12 Eylül’ün yasaklılarından Süleyman Demirel ile yakınlığı bilinen Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Gölhan yürüttü. Bildirinin hemen ardından AP’nin yöneticilerinden eski Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ve 143 arkadaşı partiye katıldılar. &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;MGK, ‘eski AP uzantısı’ diye 79 nolu bildiriyle 16 Temmuz 1983’te partiyi kapattı. Demirel ve Çağlayangil’i, Cindoruk ve Gölhan’ı gözaltına aldı, Zincirbozan’a sürgün etti. Demokratlar bir daha öldürüldü! &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;DYP, 1983 yılında kurulduğunda genel başkanlığında Ahmet Nusret Tuna vardı ve ancak 1 ay kadar partiye başkanlık etti. Veto edilmişti. Ardından Yıldırım Avcı başkanlığa geldi. 24.8.1983, Doğru Yol Partisi’ne, Millî Güvenlik Konseyi vetoları dolayısıyla gerekli işlemler tamamlatılmadı. Ve 6 Kasım’da yapılan seçimlere katılması engellendi. &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Tekrar tekrar öldürüldü ve gömüldü… Yasakçı, daha doğrusu “No, No”cu Özal’a rağmen yasaklar kalktı. 1987’de % 19,14 oyla meclise giren DYP, 1991’de % 27,03 oy ile 1. parti konumuna geldi ve hükümeti kurdu. &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Keza, 1996’da demokratlar yine iktidar oldu. Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan demokratlardadır. &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="text-align: justify;"&gt;28 Şubat 1997 sürec-i münafıkanesi, yine demokratların başına patlatıldı. Zira, RP kapatıldı, ama, onun diğer versiyonu AKP iktidar yapıldı. &lt;/div&gt;&lt;div face="verdana" style="text-align: justify;"&gt;27 Mayıs kanlı darbesinden sonra demokratların yerine kurulan partiler nerede? 1980 darbe-i münafıkanesinden sonra kurulan ANAP nerede? Ki, toplama bir parti idi. Millete değil, darbeye dayanıyordu. Akıbeti belli… &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;AKP’nin misyonu, zihniyeti, ekonomik, siyasî görüşü, dâvâsı nedir? İktidar olmak, IMF’in politikalarını yürütmek mi? 28 Şubat ürünü ve toplama bir parti olduğuna göre, akıbeti ANAP’tan farklı mı olacak? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Demokratlar, hürriyetçiler incelir, ama, kopmaz! Gömülür, ama, ölmez, yine dirilir! Çünkü, bir dâvâ, bir misyon üzerine bina edilmiştir. “Kökü mazide olan bir âtîdir!” Şöyle: &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Demokratlar, arka planında Prens Sabahattin, Mizancı Murad Bey ve Hasan Fehmi Bey gibi düşünürler ve fikir adamlarının yer aldığı Osmanlı Ahrar Fırkası’na dayanır. Bu fırka, 18 Eylül 1908’de kurulur. Ancak, komitacılar onu taşradaki seçimlere sokmamış, İstanbul’da yapılan seçimlerde ise, maalesef mebus bile çıkaramamıştır. (Ancak “Meclis-i Mebusan”da İttihat ve Terakkî’den ayrılanlar Ahrar Fırkasını temsil etmiş ve hükûmete Ahrar’ların girmesini sağlamışlardır.) Buna rağmen Bediüzzaman’ın, Osmanlı Ahrarları’nı / hürriyetçileri desteklediğini görüyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Bediüzzaman, 1950’de, “...Ahrar Fırkası, yine otuz beş sene sonra dirildi, yine uyandı”1 der. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Biz konjonktürün, maddî çıkarın peşinde değil; prensiplerin, misyonun, yani hak ve hürriyetlerin peşindeyiz. Ekmeksiz yaşarız, ama hürriyetsiz asla! Zararı yok, bir 35 sene daha bekleriz. Hız çağındayız. 35 sene, 3,5 seneye varmadan dolar! DP mayası, Ahrar mayasıdır zirâ… &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Çok partili siyasî tarihimiz şunu gösterdi: Bir düşünceye, dâvâya, misyona dayanan köklü partiler yaşaya geldi. Buna mukabil, darbe ürünü, tepeden inme, fırsatçı, özel şartların ürünü olanlar siyasî yapılanmalar mezarlıkta! &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Dipnot: &lt;/b&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;1- Beyanat ve Tenvirler, 202.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;         14.11.2009&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;Ali FERŞADOĞLU&lt;br /&gt;Yeni Asya Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-3116444969101992149?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/3116444969101992149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=3116444969101992149&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3116444969101992149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3116444969101992149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/11/demokratlarn-onlarca-dirilisi.html' title='Demokratların onlarca dirilişi!'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-4428018347464018037</id><published>2009-10-28T11:05:00.005+02:00</published><updated>2009-10-28T11:14:18.749+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat güncel'/><title type='text'>Demirel’den sağduyu çağrısı</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;9. CUMHURBAŞKANI Süleyman Demirel, memleketi Isparta’da kendi ismini taşıyan Süleyman Demirel Üniversitesi’nin 2009-2010 öğretim yılının açılışına katıldı. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;Burada öğrenicilere ilk dersi veren Demirel, konuşmasının bir bölümünde demokratik açılımı değerlendirdi. Demirel, son günlerde yaşanan olaylarla ilgili olarak vatandaşları da sağduyulu olmaya çağırarak, “Gelin el ele vererek bu ülkeyi kalkındırmaya, daha çok zenginleşmeye, çocuklarımızı okutmaya, milletimizi yüceltmeye çalışalım. Soğukkanlı olalım. Bir birimize düşemeyelim” diye konuştu. Demirel, PKK terör örgütünün, bugün nüfusu 15 milyonu bulan ve kendisini kürt asıllı olarak kabul eden halkın temsilcisi haline geti-rilmek istediğini belirterek, “Peki bu ülkenin ben Kürdüm diyen vatandaşı vali, milletvekili, bakan, başbakan, rektör, mühendis oluyor mu? Evet oluyor. Başka halk ne oluyorsa o da oluyor. Doğu kökenli Batı kökenli diye bir şey yok. Antalya’da, Bursa’da, Ankara’da oturana bir şey diyen var mı?” diye konuştu. Demirel, yapılan işin doğru veya yanlış olduğunu eleştirmek istemediğini, belirterek şunları söyledi: “Ne yaparsanız yapın milletin birliğini bozmayın. Her şey neticesi ile ölçülür. Eğer bu ülkede kadınlar, ‘Oğlumu istiyorum’ diye sokağa çıkarsa veya vatan sınırlarını korumak için beklerken kolunu, ayağını kaybetmiş gencecik çocuklar kendisine berat verilen çocuklar, ‘Alın bu beratınız, alın bu kolu, bacağı’ derse buna sebep olan icraatın iyi olduğunu kimse iddia edemez.”&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="text-align: justify;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: justify;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;YENİ ASYA&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: justify;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;                                                                                                                                                                                28.10.2009&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-4428018347464018037?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/4428018347464018037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=4428018347464018037&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4428018347464018037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4428018347464018037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/10/demirelden-sagduyu-cagrs.html' title='Demirel’den sağduyu çağrısı'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-5275936957476707461</id><published>2009-10-27T12:49:00.004+02:00</published><updated>2009-10-28T11:15:26.456+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makaleler'/><title type='text'>Gerçek bir ‘baba’ hikâyesi...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/SugKHEyLW_I/AAAAAAAAADc/zzH4SzJ8APs/s1600-h/suleyman-demirel-ve-ismet-inonu.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 344px; height: 317px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/SugKHEyLW_I/AAAAAAAAADc/zzH4SzJ8APs/s320/suleyman-demirel-ve-ismet-inonu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397575270063102962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: verdana; text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Var mısın ısmet ınönü’ye gidelim anlatalım durumumuzu? ‘Paşa dede biz sokak çocuğu olmak istemiyoruz. Okumak istiyoruz’ diyelim var mısın?..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- ?!!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Korkma be oğlum! Oraya gitmek sokakta, karanlıkta yaşamaktan daha mı korkutucu yani?..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Ya almazlarsa bizi yanına?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Alırlar yürü gidelim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ve Ankara’nın beter kış yaptığı o günlerde üstü başı perişan hallerde bu iki sokak çocuğu tabana kuvvet bir yürüyüş tutturur Çankaya’ya doğru...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;De gedin len!..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ıliklerine kadar işlemiş soğuktan titreye titreye, umutları karınlarından daha aç vaziyette, 2 saate yakın yürür, sonunda bulurlar köşk kapısını... Nöbetçi kulübesinde heykel gibi duran boylu boslu bir asker, yayan yapıldak bu iki çocuğu görünce sorar;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Ne arıyonuz len burada?.. - Asker Abi ınönü Paşa Dede’yi görücez.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Asker şöyle bir gülümsedikten sonra yüz ifadesini birden değiştirip höykürür;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- De gedin len keratalar!.. şimdi şaplağı çekerim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Genç muhafız daha cümleyi tamamlamadan çocuklar gerisin geri koşturmaya başlamıştır... Küçümen bacakları açıla kapana iki sokak ötesine rüzgâr hızıyla taşıyıp görüş zaviyesinden çıkarmıştır onları. Durur, kuytu bir saçak altında nefeslenirler...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Dedim sana oğlum. Boş boşuna bi de dayak yiyecektik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;O adam işte&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tam o sırada siyah bir araba geçer tam önlerinden. ıçindeki adamı hemen tanırlar. Daha geçen hafta meydanda kalabalıklar arasında gördükleri, herkesin alkışladığı adamdır o.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Neydi lan bu adamın adı? Hani konuştu millet ‘Yaşşa’ filan dedi ya?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Dur dur söyliycem... Hah, Demirel, Demirel... ısmail mi Süleyman mı ne adı ama soyadı Demirel hatırladım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ıki çocuk birbirlerine doğru bakıp, işaretleşmiş gibi bu kez giden siyah arabanın arkasından koşturmaya başlarlar. O siyah araba az sonra durur ve korumaların açtığı kapıdan Süleyman Demirel çıkar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Biber dolması yedik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonrasını söyle anlatıyor o gün o koşuyu tutturan çocuklardan biri;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;“Kapıda genç bir çift vardı. Süleyman Amca’ya bir şeyler söylediler. O güldü, şakalaştı, tokalaştı vedalaştı onlarla. Tam evine girecekti ki bizi gördü. Yanına çağırdı. Anlattık. Sokak çocuğu olduğumuzu ama okumak adam olmak istediğimizi söyledik. Elimizden tuttu ve içeri götürdü bizi. Adının Nazmiye Hanım olduğunu öğrendiğimiz bir teyze vardı. Bize çorba, biber dolma ve kadayıf ikram etti hiç unutmuyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ıhsan Amca’yı bulun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra Demirel Amca uzun uzun sorular sordu bize. ıçimizdeki okul aşkını hissedince çok sevindi. Sonra cebinden bir elli lira çıkarıp koydu avucumuza. Bu parayı alın şimdilik. Bir taksiye atlayın Kızılay’a inin. Adalet Partisi Merkezi’ne gidin. ıhsan Amcanızı bulun o gereğini yapacak. Ben şimdi onu telefonla arayıp anlatacağım durumu... Sonra kalktı öptü bizi yanaklarımızdan. Tarifsiz bir sevinçle dışarı çıktık, uzaklaştık. Verdiği elli liraya bakıp bakıp yine de inanamıyorduk gözlerimize...”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tonton bir adam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bu hikâyenin devamını ben nakledeyim izninizle...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;O iki çocuk, taksi tutmaya, para harcamaya kıyamayıp yine yürüyerek AP Genel Merkezi’ne gelirler. Seçim zaferinin hoşluğuyla dolup taşan binada ıhsan Amca’yı bulmak mümkünsüzdür o an. Saatlerce bir kenarda durup, coşkulu, sevinçli partilileri izlerler. Vakit ilerleyip el ayak çekilmesine doğru sevimli yüzlü, kır saçlı, gözlüklü, tonton bir adam gelip sorar onlara;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Hayırdır çocuklar ne yapıyorsunuz burada bu geç saatte?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- ıhsan Amca’yı arıyoruz. - Hımmm! Hangi ıhsan Amcaymış bu bakayım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- ???...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;O tonton adam gülerek devam eder konuşmasına;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- O aradığınız ıhsan Amca benim. ıhsan Sabri Çağlayangil Amcanızım ben. Beyefendi aradı söylediydi geleceğinizi. Ama çok telaş vardı hemen ilgilene&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Zor hayat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sonra günler günleri kovalar. ıhsan Amcaları okuma sevdalısı bu küçük çocuklara her türlü yardımı yapmıştır. Ancak her nedense çocuklardan bir tanesi uzakta oturan ailesinin yanına dönmüş, annesiz babasız büyüyen diğer çocuk ise Çağdaş Çocuk Yuvası’na teslim edilmiştir. Namık Kemal ılkokulu’na da yazdırılan o çocuk sınıflarını hep başarıyla, birincilikle bitirir. Uzun uzun çocuk yılları ise hep yuvalarda, yetiştirme yurtlarında geçer onun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Herkes vardı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ve aradan seneler seneler geçer. Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı olarak. Aşkabat Atatürk Parkı’nın, Türkmenistan Milli Müzesi’nin ve Aşkabat Ertuğrul Gazi Camii’nin açılış merasimlerine katılmak ve resmi görüşmelerde bulunmak üzere Türkmenistan’ı ziyaret etmektedir. Ahat Andican, Cumhur Ersümer, ıstemihan Talay, Murat Karayalçın gibi siyasiler, üst düzey bürokratlar, valiler, belediye başkanları ve sanatçılar da vardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yerinden kalktı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Temaslar tamamlanıp sohbet bölümüne geçildiğinde Türk heyetinden genç bir adam yerinden kalkar, cumhurbaşkanın yanına doğru gider ve onu saygıyla selamlayıp kendini tanıtır. Dopdolu gözler ve titreyen bir sesle der ki;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Sayın Cumhurbaşkanım yıllar önce sizi ziyarete gelip sayenizde okula yazılan, devletin şefkatli kollarında ana babasızlığı unutup ülkesine yararlı bir yurttaş olmaya ant içen o sokak çocuğu benim. Size bu geçikmiş teşekkürümü lütfen kabul buyurun...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Herkes şaşırmış dona kalmıştır heyette. Bir süre devam eden bu hüzünlü sessizliği yine Cumhurbaşkanı bozar;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- Hatırladım o günü. Hatırladım elbette... Peki ne yaptın, şimdi nedir görevin evladım?..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Tepeden tırnağa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Direncini sonuna kadar zorlayan genç adam daha fazla tutamaz kendisini. Ve yaşlar gözünden sicim gibi boşanırken yanıtlar Cumhurbaşkanını;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;- şu... şu anda heyetimizde ıçişleri Bakanlığı kadrosunun bir elemanı olarak bulunuyorum efendim. Bilecik Emniyet Müdürüyüm...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Ardından kocaman bir kucaklaşma ve görülesi bir duygu yumağı yaşandığını söylememe gerek var mı bilmem?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;şimdinin Kütahya Emniyet Müdürü olan şevki Dinçal’ın tepeden tırnağa insan kokan, sevgi kokan, umut kokan yaşam öyküsünü naklettim size. şevki Müdürüm biraz sitem edecek ama böylesi umut saçan olayları toplumumuzdan gizleme lüksümüz yok diye düşündüm. Ne dersiniz?.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sabah, 20.6.2004&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Savaş AY&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-5275936957476707461?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/5275936957476707461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=5275936957476707461&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5275936957476707461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5275936957476707461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/10/gercek-bir-baba-hikayesi.html' title='Gerçek bir ‘baba’ hikâyesi...'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/SugKHEyLW_I/AAAAAAAAADc/zzH4SzJ8APs/s72-c/suleyman-demirel-ve-ismet-inonu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-5457330486881374406</id><published>2009-10-10T03:34:00.008+03:00</published><updated>2009-10-10T04:02:09.647+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat&apos;tan ne haber?'/><title type='text'>Açılıma "Bir Bilen" yorumu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.dp.org.tr/img/suleyman-demirel.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 221px; height: 215px;" src="http://www.dp.org.tr/img/suleyman-demirel.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''TÜRKİYE'DE AÇILIM TARTIŞMASI BİRTAKIM  ÇEVRELERİ BEKLENTİYE, BİRTAKIM ÇEVRELERİ DE SIKINTIYA SOKTU''''BİRLEŞTİRELİM, BÜTÜNLEŞTİRELİM DERKEN  ÇATLATMIŞ OLACAKSINIZ''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''EĞER BU AÇILIM, SÜREÇ MESELESİNİ ORTAYA ATIP DA 'TAM  BÜYÜK BİR FIRSAT ÇIKTI, ŞU BÜYÜK MESELEYİ ÇÖZELİM' ŞEKLİNDE BİR İNTİBAYI AYLARCA  ÖNCE HALKIMIZA VERENLERİN 'BU FIRSAT, SORUN NEDİR, NEYİ YAPARSANIZ BU SORUN  ÇÖZÜLMÜŞ OLUR', BUNU SÖYLEMELERİ LAZIM''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''AZERBAYCAN DEVLETİNE VE HALKINA KARŞI  VERDİĞİMİZ SÖZLERİ TUTMAZSAK İNCİTİCİ OLUR''&lt;/span&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" align="justify"&gt;( DP Basın Merkezi - 08.10.2009 )&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="justify"&gt;Dokuzuncu  Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Türkiye'de açılım tartışmasının birtakım  çevreleri beklentiye, birtakım çevreleri de sıkıntıya soktuğunu belirterek, ''Ne  açılacaksa görülecek. O zaman beklentiye giren çevreler beklediklerini bulmazsa  hayal kırıklığına uğrayacaklar veya şimdiden şu veya bu şekilde gerginliğe  girmiş bulunan birtakım çevreler de onları çok bulacak ve bu defa başka türlü  gerginlikler olacak. Birisi az, birisi çok bulacak. Birleştirelim,  bütünleştirelim derken çatlatmış olacaksınız'' dedi.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" align="justify"&gt;Süleyman Demirel, Demokrat Parti Kadın Kolları  Genel İdare Kurulu Üyelerini kabul ettiği. Güniz Sokak'taki konutunda  AA muhabirinin de gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;''Demokratik açılım'' çalışmalarıyla ilgili  değerlendirmesinin sorulması üzerine Demirel, bugüne kadar bu konuda hiçbir  değerlendirme yapmadığını, değerlendirme yapacak durumda olmadığını söyledi. &lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;Demirel, şöyle konuştu:&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;''(Açılım) tek başına bana bir şey söylemiyor.  Ne yapılmak isteniyor ve nereye varılmak isteniyor, bunlar söyleniyor. Varılmak  istenen yer, Türkiye'de kan dökülmesi dursun. Bunu istemeyen kimse yoktur  Türkiye'de. Mühim olan mesele, ne yaparsanız kan duracaktır, bu söylenmiyor. Bu  söylenmediği için de ben bir değerlendirme yapmıyorum. &lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;Aslında bütün bu çağrıların, 'kan dursun',  muhatabı da belli değil. Kan dökenlere 'kan dökmeyi durdurun' demekle  durdurmaları mümkün değil. Eğer 'kan dursun' diye bunu devlete, devletin  kuvvetlerine diyorsanız onların ellerinde böyle bir imkan yoktur. Çünkü onlar  nerede güç kullanacaklardır, nerede kullanmayacaklardır kanunlarla  bağlıdırlar. O zaman tartışılacak çok fazla bir şey görmüyorum ben ama eğer bu  açılım, süreç meselesini ortaya atıp da 'tam büyük bir fırsat çıktı, şu büyük  meseleyi çözelim' şeklinde bir intiba aylarca önce halkımıza verenlerin 'bu  fırsat, sorun nedir, neyi yaparsanız bu sorun çözülmüş olur' bunu söylemeleri  lazım. Söylerlerse biz de söyleriz. Bu çok önemli bir mesele. Ülkede huzur ve  sükunu istemeyen kimse yok, herkes istiyor. İstemek yetmiyor. Bu zamana kadar  bunun için birçok gayretler sarf edilmiş ama hala huzursuzluk var ve nasıl  yapılacağını, ne yapılırsa huzura kavuşacağını bilirse, millet destek olur.''&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;''BİRİSİ AZ, BİRİSİ ÇOK BULACAK''&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;''Demokratik açılım'' sürecinde yaşanan  tartışmaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de Demirel, bunun  kişilere bağlı olduğunu ve ölçüsü bulunmadığını söyledi. Demirel, ''Onları  tanzim etmek mümkün değil. 'Filanca zat çok sert konuşuyor böyle konuşmasın,  filanca zat çok yumuşak konuşuyor biraz daha sert konuşsun' demek mümkün değil.  Siyasette üslubu kişiden ayıramazsınız'' değerlendirmesinde bulundu.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;Demirel, şunları kaydetti:&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;''Türkiye'de açılım tartışması birtakım  çevreleri beklentiye soktu. Birtakım çevreleri de sıkıntıya soktu. Ne açılacaksa  görülecek. O zaman beklentiye giren çevreler, beklediklerini bulmazsa, hayal  kırıklığına uğrayacaklar veya şimdiden, şu veya bu şekilde gerginliğe girmiş  bulunan birtakım kişiler, çevreler de onları çok bulacak ve bu defa başka türlü  gerginlikler olacak. Birisi az, birisi çok bulacak. Birleştirelim,  bütünleştirelim derken çatlatmış olacaksınız. Böyle mahsurlar görürüm.''   &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;''AZERBAYCAN'A KARŞI VERİLMİŞ SÖZLER VAR''&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde yaşanan  gelişmelerle ilgili soruları da cevaplandıran Demirel, Türkiye'nin, SSCB'nin  dağılmasının ardından Ermenistan'ı tanıdığını ve kendisinin de, o dönemde  Başbakanlık yaptığını anımsattı. Ermenistan'ın bir süre sonra Azerbaycan'ın bazı  eyaletlerini işgal ettiğini, bu gelişme üzerine de sınırların kapatıldığını  kaydeden Demirel, şöyle devam etti:&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;''Ermenistan ile Türkiye münasebetlerinin  düzelmesini istemeyen Türkiye'de yoktur. Fakat 'Bu neden kapandı'ya bakmak  lazım. Kapanma sebebi ortadan kalkmış mı ki? 'Hayır ama zaman içinde kalkar'  dediğiniz yerde Azerbaycan devletine ve halkına karşı verdiğimiz sözler var.  Parlamentolarına gidip verdiğimiz sözler var. Bu sözleri tutmazsak incitici  olur. &lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;Bunu nasıl ayarlayacak resmi kişiler bilmiyorum  ama imzalayıp Meclis'e götürüp orada bırakmak suretiyle, yine hudut açılmamış  olur. Protokoller imzalanmış olur gibi, bir siyasi manevraya sapabilirler ama  hudut açılmamış olur. Hududun açılacağı ise, uluslararası kamuoyuna  vadedilmiştir. Bir beklentiye sokulmuştur uluslararası kamuoyu.''&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana;" face="verdana" align="justify"&gt;Azerbaycan'a verilen güvencelere ilişkin soru  üzerine de Demirel, ''Devlet adamları bir güvence verirlerse bunu tutmazlar diye  bir şüpheye girmek yanlış olur. Yalnız bugünden bunu tutarlar demek de. birtakım  tereddütleri içeriyor. Bekleyip görmek lazım'' diye konuştu.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.dp.org.tr/HaberDetay.asp?id=123895"&gt;Haber kaynağı tıkla&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-5457330486881374406?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/5457330486881374406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=5457330486881374406&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5457330486881374406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5457330486881374406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/10/aclma-bir-bilen-yorumu.html' title='Açılıma &quot;Bir Bilen&quot; yorumu'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-2957028823183881890</id><published>2009-09-16T20:48:00.003+03:00</published><updated>2009-09-16T20:53:08.768+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat güncel'/><title type='text'>Menderes’i unutturmayacağız!!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.yeniasya.com.tr/2009/09/16/resim/c.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 300px; height: 596px;" src="http://www.yeniasya.com.tr/2009/09/16/resim/c.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;Demokrat Parti (DP) Kütahya İl Başkanı Atilla Palangalı, 16-17 Eylül tarihinin Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun darbeciler tarafından idam edilerek şehit edildiği tarih olduğunu belirterek, “Yüzyıllar geçse de Şehit Başvekilimiz Adnan Menderes ve arkadaşları unutulmayacaktır” dedi.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menderes’i unutturmayacağız&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;!!   &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Palangalı, yaptığı açıklamada, 16-17 Eylül tarihlerinin Demokrat Partililer için olduğu kadar, sağduyu sahibi ülke insanı için de ızdırap duyulan tarihler olduğunu belirttu. Palangalı, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu tarihlerde, Türkiye’nin müreffeh bir ülke olmasından başka bir gayesi olmamış, maddî ve manevî kalkınmasını 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı ile sağlamış, ülkede demokrasinin, hak ve hürriyetlerin işlemesini sağlamış, ülke insanını CHP’nin baskısından kurtarmış, iktidar olmasından kısa bir süre sonra minarelerden&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;Ezan-Muhammedi’yi yeniden asli şekliyle okutmuş, vatan aşığı, millet aşığı, hizmet aşığı Şehit Başvekil Adnan Menderes, Hasan Polatkan, Fatin Rüstü Zorlu, 27 Mayıs darbecilerinin emri doğrultusunda, düzmece, sonucu önceden belirlenmiş Yassı Ada mahkemeleri sonucu idam edilmek suretiyle şehit edilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16-17 Eylül tarihleri sağduyu sahibi, demokrasi aşığı Türk Milleti, her zaman gözleri yaşarak, içi burkularak, ama yapılan hizmetleri hatırlayarak, yüz yıllar geçse de merhum şehit başvekilimiz Adnan Menderes ve arkadaşlarını duâlarla anacaklar, onları haksız yere idam ederek şehit edenleri lanetlerle anacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkede tam demokrasinin uygulanmasını isteyen ve geçmişte yaptığımız demokrasi mücadelesi bunu ispat eden, iktidarlarımız dönemimde yaptıklarımızla bunu ortaya koyan, 1946’da Menderes ve arkadaşlarının yaktığı meşalenin, ruhun sahibi biz Demokrat Partililer, Türkiye demokrasi tarihinin kara bir lekesi olan bu tarihi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;unutmayacağız, unutturmayacağız.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.09.2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Asya&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-2957028823183881890?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/2957028823183881890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=2957028823183881890&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2957028823183881890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2957028823183881890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/09/menderesi-unutturmayacagz.html' title='Menderes’i unutturmayacağız!!'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-4320783421319511997</id><published>2009-09-08T05:44:00.003+03:00</published><updated>2009-09-08T05:49:50.579+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat&apos;tan ne haber?'/><title type='text'>Demirel mezar yerini gezdi</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: center; color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;img src="http://img45.imageshack.us/img45/8214/120482gu2.jpg" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;9. Cumhurbaşkanı Demirel, memleketi İslamköy Koca Mezarlığı'nı ziyaret ederek, yakınları için dua etti. Daha sonra kendisi için yapılacak olan anıt mezar yerini de gezdi.. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;Demirel, özel uçakla geldiği Süleyman Demirel Havalimanı'nda Isparta Valisi Şemsettin Uzun tarafından karşılandı. Karşılamada, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Nevzat Yıldız, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, Süleyman Demirel'in kardeşi ve iş adamı Şevket Demirel, yeğeni Nihan Atasagun ve Şevket Demirel'in torunu Şevket Saim Atasagun da hazır bulundu. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;CHP'Lİ KESİCİ DE EŞLİK ETT&lt;/span&gt;İ &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;Isparta'ya CHP İstanbul milletvekili İlhan Kesici ile birlikte gelen Demirel, havaalanından doğum yeri İslamköy beldesine geçti. Belde girişinde, Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi önünde karşılanan Demirel, için burada boğa kesildi. Demirel, İslamköy Koca Mezarlığı'nı da ziyaret ederek, yakınları için dua etti. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;Ardından, Şevket Demirel'in ve İslamköy Belediye Başkanlığının Çalcatepe mevkisinde yürüttüğü çevre düzenleme çalışmalarını inceleyen, buradaki tesis önünde bir süre dinlenen Süleyman Demirel, yürütülen çalışmaları ''numune'' olarak nitelendirdi. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;Çalcatepe'nin geçmişte kayalardan ibaret bir alan olduğunu anlatan Süleyman Demirel, Şevket Demirel'in önderliğinde yürütülen çalışmalar sonucunda tepenin yeşil bir alan haline geldiğini kaydetti. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;''Buradaki çamlar dünyanın en şanslı çamları. Çamın dünyada sulandığı tek yer burası'' diyen Demirel, ''Bu Şevket Bey'in eseridir. Benim hemşehrilerim, kendisine kucak açmışlardır. Hep yardımcı olmuşlardır. Burası kıraç bir tepeydi. Bugün Türkiye'nin yeşil envanterine girmiştir. Bu bir ülkenin topraklarına yapılabilecek en büyük iyiliktir'' diye konuştu. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;MEZAR YERİNİ GEZDİ &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;Demirel için burada da bir koç kurban edildi. Demirel'in gelecekte anıt mezarının da yapılacağı alan olduğu belirtilen Çalcatepe'de, Süleyman Demirel'in 9. Cumhurbaşkanı olması nedeniyle 9 gölet bulunduğu bildirildi. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;9. Cumhurbaşkanı daha sonra, adına yaptırılan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi'ni gezerek, yetkililerden bilgi aldı. Müzeye kendisini görmek üzere gelen hemşehrileriyle de sohbet eden Demirel ve beraberindekiler, daha sonra ORKAV tesislerinde düzenlenen yemeğe katıldı. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;font-size:100%;"  &gt;AA&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-4320783421319511997?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/4320783421319511997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=4320783421319511997&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4320783421319511997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4320783421319511997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/09/demirel-mezar-yerini-gezdi.html' title='Demirel mezar yerini gezdi'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-3963940950519090397</id><published>2009-07-25T13:06:00.006+03:00</published><updated>2009-08-02T16:51:21.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat güncel'/><title type='text'>Devlet adam öldürür mü..?</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/relevance/search/demirel/video/x9ydd9_9-cumhurbaykany-demirelden-acyklama_news"&gt;Devlet adam öldürmez..! tıkla&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:130%;" &gt;&lt;a href="http://video.turk.net/video/izle/19203/Demirel--basin-mensuplarinin-sorularini-cevapladi---ANKARA/"&gt;Suç ferdidir..tıkla&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-3963940950519090397?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/3963940950519090397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=3963940950519090397&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3963940950519090397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3963940950519090397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/07/devlet-adam-oldurur-mu.html' title='Devlet adam öldürür mü..?'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-615229864170603999</id><published>2009-07-17T09:35:00.001+03:00</published><updated>2009-07-17T09:36:59.961+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat icraatlar'/><title type='text'>Ayasofya'da İBADETE AÇIK bölümün tarihçesi</title><content type='html'>&lt;span class="postbody"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="line-height: normal;font-size:18;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: normal;font-size:12;" &gt;Ayasofya Müzesi Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamaya göre de, Ayasofya Müzesi'nin hünkar mahfiline geçişi sağlayan giriş mahalli, Sultan Abdülmecid zamanında G. Fossati tarafından 1847-1849 yıllarında yaptırıldı. Bunu belirten yapım kitabesi ile padişahın tuğrası da giriş kapısı üzerine yerleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün halkın ibadetine açık olan mekan, padişah tarafından namaz öncesi dinlenme yeri olarak kullanılıyordu. Buradaki bir koridordan da Ayasofya içerisindeki hünkar mahfiline geçiş sağlanıyordu. Anıtlar Bölge Müdürlüğü, içi, duvar ve tavanları 19. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bezemelerle süslü mekanın Ayasofya Müzesi ile bir bütünlük içinde olduğuna karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mekan, dönemin Kültür Bakanı&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Tevfik Koraltan&lt;/span&gt; imzalı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün &lt;span style="color:red;"&gt;14.07.1980&lt;/span&gt; gün ve 5224 sayılı yazısı ile “&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türkiye Cumhuriyeti hükümeti devlet büyükleri ve İslam ülkeleri devlet başkanlarının namaz kılmaları için&lt;/span&gt;” ibadete açılması uygun görüldü. Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün 05.08.1980 tarih ve 6126 ile 6158 sayılı yazıları ile 08.08.1980 günü mescit ibadete açıldı. Mekan, 05.08.1980 tarih ve 6159 sayılı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün yazısıyla ziyarete de kapatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ONARIM NEDENİYLE İBADETE KAPATILDI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayasofya'da yapılan onarım çalışmalarının tehlike arzetmesi üzerine, dönemin Kültür Bakanı Cihad Baban'ın 14.10.1980 tarihli emri ile ibadete açık olan hünkar mahfili ve mescit onarım tamamlanıncaya kadar ibadete kapatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röleve Anıtlar Müdürlüğü tarafından onarımının tamamlanmasının ardından mescit 10.02.1991 tarihinde ibadete açılmış ve kapısına da ”Ayasofya Camii ibadete açılan bölüm” levhası konmuş, bu levha da daha sonra yenilenmiştir.&lt;br /&gt;Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'in sözlü emriyle ibadete açılan bu mescide, Eminönü Müftülüğü'nce bir imam ve müezzin görevlendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1991 yılı mart ayında mescide gelen Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'e, minarelerden ezan okunmadığının belirtilmesi üzerine, Zeybek'in isteği, Müzeler Genel Müdürü M. Akif Işık ve kültür müdürünün talimatıyla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;31.03.1991 &lt;/span&gt;tarihinde Ayasofya'nın dört minaresinde de masrafları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından karşılanarak ezan okunmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.08.1996 tarihinde üç minarenin hoparlörleri devre dışı bırakılıp, tek hoparlör vasıtası ile ezan okunmaya devam edilmiştir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Anadolu Ajansı) 04.07.2006&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-615229864170603999?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/615229864170603999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=615229864170603999&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/615229864170603999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/615229864170603999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/07/ayasofyada-ibadete-acik-bolumun.html' title='Ayasofya&apos;da İBADETE AÇIK bölümün tarihçesi'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-1922684662237162758</id><published>2009-07-06T13:46:00.005+03:00</published><updated>2009-07-06T13:54:36.551+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat&apos;tan ne haber?'/><title type='text'>Demokrasi müzesi açılışa hazırlanıyor</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/05/resim/dem.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 487px; height: 238px;" src="http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/05/resim/dem.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Güller şehri Isparta‘ya gelince; çevre ilçe ve köyleri de gezi programımıza dahil ettik. Eğirdir Gölü’nün kenarında Barla’ya uğrayıp, Bediüzzaman Hazretlerinin bulunduğu menzilleri ziyaret ettik. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Daha sonra da İslamköy’e doğru yola çıkıyoruz. Yeşilliklerle çevrili yollardan geçip İslamköy’e dahil olduğumuzda karşımıza bir külliye çıkıyor. Bu Külliye 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel adına yaptırılmış. İçinde güzel mimarisi ile Şehriban Hatun Camii ve yanıbaşında da Demokrasi Müzesi yer alıyor. Ayrıca kütüphane, kafeterya gibi sosyal üniteler de unutulmamış. Müze Müdürü Sayın Osman Siviloğlu ile görüşüyoruz. Kendisi daha önce Konya İl Kültür Müdürlüğü yapmış. Emekli olduktan sonra buraya Müze Müdürü olarak gelmiş. Kendisinden müze ile ilgili bilgi alıyoruz. Şu anda müze hazırlık safhasında imiş. Kasım ayında açılış için çalışmaların devam ettiğini söylüyor. “Süleyman Demirel Demokrasi Müzesi” iki düşünceden hareketle vücud bulmuş. Birincisi; Demirel’in 1949 yılından 2000’e kadar geçen dönemdeki yurt dışı gezileri. Bu geziler dolayısıyla ortaya çıkan belgeler ve önemli hediyeler. İkincisi; demokrasi sayesinde ülkenin bilhassa Anadolu’nun nereden nereye geldiğinin ortaya konulması. Demirel’in uzun yıllar içerisinde yurtiçi ve yurtdışında katıldığı toplantılarla ilgili gerek Devlet Başkanları ile gerekse o ülkelere ait önemli kimselerle beraber çekildiği fotoğraflar ve verilen hediyeler de bu müzede sergileniyor. Sayın Siviloğlu bize şimdiye kadarki çalışmaları göstermek için müzeyi gezdiriyor ve bilgi veriyor. Siviloğlu, “Elimizde 6 milyon belge var. 10 bin hediyelik eşya var. Bunları tasnif ediyoruz.” diyor. Müze bölümlere ayrılmış. Türki Cumhuriyetlere yapılan gezilerle ilgili, GAP ile ilgili bölüm, Avrupa ve ABD Devlet Başkanları ile ilgili bölüm, Ortadoğu Ülkeleri ziyaretleri, Başbakanlığı, Cumhurbaşkanlığı, çocukluğundan itibaren tahsil dönemi ayrı ayrı bölümlerde sergileniyor. Ayrıca 12 Eylül 1980 ihtilâli ile ilgili ayrı bir bölüm açılmış. Burada ihtilâl lideri Kenan Evren’in gönderdiği mektup da sergileniyor. Girişte Demirel ve oy sandığı birlikte bir komposizyon yapılmış ve şu mesaj verilmeye çalışılmış: “Kalkınma ancak demokrasi ile olabilir” &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Türkiye'nin 1950 öncesi fakir ve çaresiz hâlini nazara veren resimler var. Hemen yanında giderek sanayileşmiş ve teknolojiden azamî istifade etmeye çalışan ve gelişen bir Türkiye. Resimlerle tablolarla ülkenin övündüğü büyük eserler ortaya konulmuş. Maketlerle de daha canlı bir şekilde büyük yatırımlar sergileniyor. Bütün bu güzel şeylere ancak demokrasi sayesinde ulaşılabildiğinin mesajı verilmiş. Müze binasının 1 büyük 7 küçük kubbesi var. Küçük kubbeler Demirel’in yedi kez başbakan oluşunu, ortadaki büyük kubbe de Cumhurbaşkanlığını sembolize ediyor. Demirel’e külliyenin biraz ilerisindeki Çalca Tepesinde bir anıt mezar yapılıyor. Bununla da Şevket Demirel ilgileniyor. Dokuz gölet yapılmış. Bu göletler de 9. Cumhurbaşkanlığını sembolize ediyor. Anıt mezarın çevresi de küçük bir orman hâline getiriliyor. Müze girişinde kabartma yazı ile Şevket Demirel’in bir yazısı var. Burada Süleyman Demirel’in tarihçe-i hayatını anlatmış sonunda da şu notu düşmüş : &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;“Ey ziyaretçi; Süleyman Demirel Demokrasi müzesini dikkatle gez. 50 yıllık medeniyet mücadelesini sen de sez, kafanı kaldır, kerpiç evleri, yeşil ovayı gör, Böylece, Türkiye–köy–Demirel ve demokrasi arasındaki kader ayağını ör.” &lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; SALİH SÜTÇÜOĞLU - ADNAN ACIR &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; 05.07.2009&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-1922684662237162758?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/1922684662237162758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=1922684662237162758&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/1922684662237162758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/1922684662237162758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/07/guller-sehri-ispartaya-gelince-cevre.html' title='Demokrasi müzesi açılışa hazırlanıyor'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-152916902000916234</id><published>2009-06-20T02:02:00.010+03:00</published><updated>2009-06-20T02:27:57.044+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kıratın süvarileri'/><title type='text'>Kıratın süvarileri: Demirel</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/2/1/021426/06428ee42577b6968afe09997e43bbc4.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 410px; height: 820px;" src="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/2/1/021426/06428ee42577b6968afe09997e43bbc4.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/0/2/002317/8db27652df3280fa7a240122522d8569.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 412px; height: 265px;" src="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/0/2/002317/8db27652df3280fa7a240122522d8569.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/4/3/043927/7da9467422e6f808d01781e969994d54.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 412px; height: 274px;" src="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/4/3/043927/7da9467422e6f808d01781e969994d54.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/6/5/065029/6b6eb35937672087bf7cfd4dd203b38d.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 411px; height: 322px;" src="http://www.fotokritik.com/photos/orig/0/6/5/065029/6b6eb35937672087bf7cfd4dd203b38d.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-152916902000916234?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/152916902000916234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=152916902000916234&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/152916902000916234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/152916902000916234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/06/kratn-suvarileri-demirel.html' title='Kıratın süvarileri: Demirel'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-4284673188407566960</id><published>2009-05-14T10:50:00.002+03:00</published><updated>2009-05-14T10:55:02.672+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makaleler'/><title type='text'>14 Mayıs milletin zafer günüdür..!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.arastiralim.net/wp-content/uploads/2008/09/adnan-menderes-miting-sirasinda.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 381px; height: 286px;" src="http://www.arastiralim.net/wp-content/uploads/2008/09/adnan-menderes-miting-sirasinda.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;   &lt;div style="text-align: center; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:verdana;" &gt;14 Mayıs milletin zafer günüdür&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;Bugün 14 Mayıs. Yani Türkiye’nin demokrasi açısından dönüm noktası olan ilk çok partili hür seçimlerin yapıldığı gün.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;14 Mayıs 1950 günü siyasî tarihimize “Beyaz İhtilâl” olarak geçti. Bundan tam 59. yıl önce yaşanan bu tarihî hadise, tıpkı diğer tarihî hadiseler gibi genç kuşaklar tarafından yeterince bilinmiyor.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;Önce isterseniz Demokrat Parti ile başlayalım. Demokrat Parti’yi doğuran şartlar neydi? Demokrat Parti dış politika, iç politika, ekonomik ve eğitim politikası, hak ve hürriyetler bakımından ne gibi yenilikler getirdi?&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1946’ya kadar gelen döneme baktığımız zaman Türkiye’nin siyasî hayatında şöyle bir çarpıklık görüyoruz. On yıllardan beri tek bir partinin yönetimi var. Bütün illerdeki valiler CHP’nin il başkanları. ilçelerdeki kaymakamlar da ilçe başkanları. Bugün bize komik gelebilir, ama o zamanki şartlarda buna kimse itiraz edemezdi. Ceberrut ve baskıcı tek parti yönetimine karşı kimin haddiydi itiraz etmek. Yani Türkiye’nin tek bir partisi vardı. Mecburi istikamet bütün oylar aynı partiye atılıyordu. Cumhuriyetin ruhuna ters bir durum söz konusuydu. Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetmesi olarak tanımlanırken halk yönetime bir türlü dahil edilememişti. Demokrasiden yoksun bir cumhuriyet sözkonusuydu. İşte Türkiye gerçek manada cumhuriyetin nimetleriyle 14 Mayıs 1950 günü tanıştı.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Mayıs 1950 öncesi CHP’nin son Başbakanı Şemsettin Günaltay bir ilim adamıdır. Onun Millî Şef Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü ikna etmesiyle şeffaf bir seçim kanunu Meclis’ten geçmiştir. Ve 14 Mayıs 1950 tarihinde bu defa açık tasnif ve gizli oyla yapılan seçimlerde seçim sandıkları açılmıştır ve büyük bir çoğunlukla DP seçimi kazanmıştır. Bazı tarihçiler 14 Mayıs 1950’ye “Beyaz İhtilâl” adını vermişlerdir. Bu gerçekten böyledir. Çünkü halkın tertemiz oylarıyla 27 yıl süren bir tek parti iktidarı devrilmiştir. Bunun yerine parlamentoya dayalı hür ve serbest irade ile seçilmiş millete dayalı bir iktidar iş başına geldi. Bu bakımdan 14 Mayıs çok önemdir, &lt;span style="font-size:130%;"&gt;14 Mayıs milletin zafer günüdür.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Demokrasi bayramı olarak kutlanmayı hak eden bir gündür. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14 Mayıs 1950’yi aydınlarımız, düşünürlerimiz ve gençlerimiz dikkatle incelemeli. 14 Mayıs 1950’den sonra Türkiye yep yeni bir ivme kazandı. Yeni bir devir açıldı. Ekonomide, dış politikada, eğitim, kültür, sağlık, hak ve hürriyetler alanında yepyeni bir kalkınma hamlesi başladı. Türkiye yeniden inşaa edildi. DP’nin iktidara gelişinde bir slogan ortaya çıkmıştır. Bu slogan sonradan çok tutmuştur. Afiş halinde bir sağ el vardır. Sağ elin altında “Yeter Söz Milletindir!” ifadesi vardır. 27 yıl süren anti demokratik bir dönemden sonra “Yeter Söz Milletindir” milletin dediği olacaktır.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözle birlikte Mecliste yazılı bulunan “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” ilkesinin gereği yerine gelmiş oldu. Meclis, kuruluşundan sonra ikinci Meclis ile birlikte kaybettiği gerçek itibarını o gün kazandı.&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Gökmen&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;Yeni Asya&lt;/span&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-family:verdana;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.05.2009 &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-4284673188407566960?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/4284673188407566960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=4284673188407566960&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4284673188407566960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4284673188407566960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/05/14-mays-milletin-zafer-gunudur.html' title='14 Mayıs milletin zafer günüdür..!'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-8046505892346571419</id><published>2009-05-02T13:18:00.003+03:00</published><updated>2009-05-02T13:39:15.702+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küheylana şiirler'/><title type='text'>Yiğidin Kır Atı Şaha Kalkınca</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img295.imageshack.us/img295/1594/adszmd0.png"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 359px; height: 292px;" src="http://img295.imageshack.us/img295/1594/adszmd0.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div  style="text-align: center;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: verdana;"&gt;Yigidin kir ati saha kalkinca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: verdana;"&gt;Ciger lazim üzerinde dik dura&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: verdana;"&gt;Nal parlamasiyla simsek çakinca&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-family: verdana;"&gt;Gömüle topraga taslar yarila &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Sahlan kir at sahlan yine ün bizim&lt;br /&gt;Yigit ölürse de meydan san bizim&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: center; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Kirat bilir misin Otlukbelini&lt;br /&gt;Dik tut kafan salla yelelerini&lt;br /&gt;Er meydani bura göster kendini&lt;br /&gt;Düsman bölüm bölüm ola yarila&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Sahlan kir at sahlan yine ün bizim&lt;br /&gt;Yigit ölürse de meydan san bizim&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: center; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Fatihler dögüsür Hasanlar ile&lt;br /&gt;Bas kesilir babam kolay mi dile&lt;br /&gt;Göl dolmus kan ile gövde gömülü&lt;br /&gt;Yigit dogmus yigit ölen can bizim&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Sahlan kir at sahlan yine ün bizim&lt;br /&gt;Yigit ölürse de meydan san bizim&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Ozan; &lt;strong&gt;Müslüm Agbaba&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center; font-weight: bold; font-family: verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-8046505892346571419?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/8046505892346571419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=8046505892346571419&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8046505892346571419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8046505892346571419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/05/yigidin-kr-at-saha-kalknca.html' title='Yiğidin Kır Atı Şaha Kalkınca'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-3878782160316731663</id><published>2009-04-30T00:25:00.003+03:00</published><updated>2009-04-30T00:27:15.542+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küheylana şiirler'/><title type='text'>Kırat'ım Meydan Yerinde</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm4.static.flickr.com/3237/2360196895_97de8e00e7_o.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 422px; height: 318px;" src="http://farm4.static.flickr.com/3237/2360196895_97de8e00e7_o.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"&gt;&lt;b&gt;Kıratım Meydan Yerinde&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kır-atım meydan yerinde&lt;br /&gt;Gezer horlayı horlayı...&lt;br /&gt;Bir kötü az bin kavgadan&lt;br /&gt;Kaçar zorlayı zorlayı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kır-ata yakışır bunlar&lt;br /&gt;Yiğit giyer demir donlar.&lt;br /&gt;Ak gövdeden ala kanlar&lt;br /&gt;Akar şorlayı şorlayı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köroğlu der al kanları&lt;br /&gt;Yere serer çok canları&lt;br /&gt;Eğri kılıç düşmanları&lt;br /&gt;Kırar parlayı parlayı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Köroğlu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-3878782160316731663?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/3878782160316731663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=3878782160316731663&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3878782160316731663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3878782160316731663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/kratm-meydan-yerinde.html' title='Kırat&apos;ım Meydan Yerinde'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-8900540168039130728</id><published>2009-04-30T00:11:00.009+03:00</published><updated>2009-04-30T00:22:44.018+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küheylana şiirler'/><title type='text'>Koş küheylânım..!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img368.imageshack.us/img368/9703/caball24pm.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 410px; height: 307px;" src="http://img368.imageshack.us/img368/9703/caball24pm.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255); font-style: italic;font-family:georgia;font-size:130%;"  &gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;Koş küheylânım, zira bu yol zikzaklar, iniş ve çıkışlar ile doludur. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;Bilirim geride mızmızlananlar çeler aklını… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;Boşver onları, kulak ver sen Süleyman'ın Hüdhüd'üne. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;O ki mantıku't- tayr ile bir şeyler anlatır sana… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;Yolda hakikati bulacaksın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;Ona sahip çıkıp, asla ayrılmayacaksın… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;Mevt seni buluncaya kadar &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;hakikatin müdafii olacaksın,&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="line-height: 1.3em;"&gt;onun uğruna &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;ölümü&lt;/span&gt; göze alacaksın…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turan Kışlakçı  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-8900540168039130728?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/8900540168039130728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=8900540168039130728&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8900540168039130728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8900540168039130728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/kos-kuheylanm.html' title='Koş küheylânım..!'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-1232505320073029608</id><published>2009-04-09T09:13:00.004+03:00</published><updated>2009-06-20T02:28:53.470+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kıratın süvarileri'/><title type='text'>İslam Kahramanı Menderes</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/kitaplar/FMD/images/0116.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 366px; height: 485px;" src="http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/kitaplar/FMD/images/0116.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://radyo55fm.com/devletadamlarimiz/menderes.png"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 284px; height: 425px;" src="http://radyo55fm.com/devletadamlarimiz/menderes.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table style="text-align: left; margin-left: auto; margin-right: auto;" border="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td width="100%" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td valign="bottom" width="100%" align="center"&gt;&lt;img style="width: 366px; height: 420px;" src="http://www.atin.org/images/zamanhatti/1959/Adnan_Menderes_Kaza.jpg" /&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td valign="top" width="100%" align="center"&gt; &lt;p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Londra Anlaşması    için Başabakan Adnan Menderes ve    &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt; &lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;refakatındakileri götüren THY'nın   &lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;"Sev"    uçağı  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;Londra Gatick havaalanı civarında  düştü. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;5  mürettebat ve 9 yolcu öldü. Kazada, Başbakan &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:85%;"  &gt;Adnan  Menderes hafif yaralarla kurtuldu - 1959&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt; &lt;tr&gt; &lt;td width="100%" height="15"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img398.imageshack.us/img398/5416/menderes10xv.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 361px; height: 484px;" src="http://img398.imageshack.us/img398/5416/menderes10xv.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-1232505320073029608?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/1232505320073029608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=1232505320073029608&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/1232505320073029608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/1232505320073029608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/islam-kahraman.html' title='İslam Kahramanı Menderes'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-2950686556851616136</id><published>2009-04-09T08:59:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T09:02:06.840+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat icraatlar'/><title type='text'>Sonuç</title><content type='html'>&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;*&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;1932 yılında yasaklanan, 1939 yılında okuyanlara cezai müeyyide getirilen Arapça ezan üzerindeki müdahalelerin hiçbir geçerli sebebi yoktur. Millete mal olmayan her teşebbüsün akim kaldığı, Türkçe ezan yasağının akıbetiyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Çünkü, 17 Haziranda yürürlüğe giren kanun Türkçe ezan okumayı yasaklamadığı gibi Arapça ezan okumayı da mecburi hale getirmemiştir. Yani Türkçe ezan okunabilirdi. Oysa ki kanun çıktığı gibi her tarafta ezan Arapça yani asliyetiyle okunmuş ve büyük bir sevince sebep olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Millileşme, daha iyi anlama, Atatürk ilkelerini koruma vb.. sebeplerle karşı çıkılan Arapça ezanın; yasağı ve cezai müeyyideyi koyan, başında İsmet İnönü'nün bulunduğu CHP'nin de oylarıyla kabul edilmiş bulunması, ileri sürülen mazeretleri ve iddiaları çürüten büyük bir delildir. CHP yaptığı hatayı anlamış ve dine bariz bir şekilde müdahale olan yanlış tutumdan geri dönmüştür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ezanı Muhammedi'nin üzerinde süpekülasyonlarda bulunanların en büyük başarısı halkın gözünden düşmeyi başarmaktır ve bunu da başarıyorlar. Toplumumuzun huzuru, lâiklik adına (asla lâikliğe uymayan) yapılan baskı ve müdahalelerin son bulmasıyla ancak sağlanabilir. Demokratların söz konusu icraatları millete mal olmuş, neticede halkın iradesiyle değil darbeyle iktidarı kaybetmişlerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.koprudergisi.com/index.asp?Bolum=EskiSayilar&amp;amp;Goster=Yazi&amp;amp;YaziNo=436"&gt;Köprü Dergisi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-2950686556851616136?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/2950686556851616136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=2950686556851616136&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2950686556851616136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2950686556851616136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/sonuc.html' title='Sonuç'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-2712272309469822107</id><published>2009-04-09T08:57:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T08:58:23.716+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat icraatlar'/><title type='text'>27 Mayıs Darbesi ve Ezan</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;Arapça ezan okuma serbestisinin meclisin ezici ekseriyeti ve CHP'nin de desteğiyle kanunlaşmasına rağmen olay kapanmış olmasına rağmen, karşı olanlar 27 Mayıs darbecilerinden ivedilikle Arapça ezanın yasaklanması ve dinde reform yapmalarını istemeleri çok dikkat çekicidir. Cemal Gürsel ve ekibinin ezana karışmadıkları, 12 Mart ve 12 Eylülcülerin de müdahale etmemelerine rağmen 28 Şubat sürecinde konunun tekrar gündeme getirilmesi, bunun sözcülüğünü yapan Cemal Kutay'ın sözlerinin ve (TV' lerde) söylediklerine benzer ifadelerin 39 yıl önce Kemalist Osman Nuri Çerman tarafından savunulması daha da dikkat çekicidir. Cemal Kutay, tarihimizdeki yenileşme hareketlerinin başarısızlığını sadece dine ve din adamlarına yüklemektedir. 39 yıl önce Osman Nuri Çerman da benzer ifadelere yer vermektedir : "Genç Osman'ı öldürenler din adamları... III.Selim'in bütün yeniliklerini yok eden Kabakçı Mustafa'yı ve halkı Şeyhülislâm Topal Ataullah Efendi başta olduğu halde zehirlenen din adamlarıdır... Memleketi felakete sürükleyen insanlar birkaç müstesnası olmakla beraber hep din ve dini öne süren adamlardır. Hala saygı görmeleri şaşılacak şeydir. Halk bunlara niçin aldanıyor çünkü din Arapça Kur'an'ın karanlığında kaybolmuştur." ( Dinimizde Reform Kemalizm ; S.36 ,Kasım 1960 s.2-5) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;Çerman'a göre Atatürk'ün ölümüne kadar süren ve Türkçe ezanla başlayan dinde millileşme (reform) atmosferi bütün vatanı sarmıştı. Dinde yapacağı reformlar bitmeden tanrısına kavuşmuş ve bu işi yeni nesle bırakmıştı. Çerman'a göre Milli Birlik Komitesi'nin ilk işi dinde reform olmalıdır. Ancak, hemen harekete geçilmemsini şu şekilde açıklıyor : &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;"Ezanlar yine Arapça okunmaya devam ettiğine diyanet işleri başbakanlığın çarşaf savaşında susması hoş görüldüğüne göre Milli Birlik Komitesi dinde bir reformdan korkmasa bile, çeşitli mülahazalarla 3. Selim gibi gerekirse kan dökmekten çekindiği meydandadır. Bu çekingenliğin acısını hem kendilerinin, hem milletin çekmemesini temenni edelim. Fakat şunu bilelim ki, Türkiye'nin bütün tarihinde her felakette Türkiye'yi ordu komutanları kurtardığı halde bu kahraman komutanlar ve inkılapçılar iman itikat partizanlarının şerrinden kendilerini koruyamamışlardır. Alemdar Mustafa Paşa, Büyük Reşit Paşa, Mithat Paşa, Mahmut Şevket Paşa hep, hep Atatürk gibi dinci şerrinden kendilerini ve milleti koruyamadıklarından göçüp gitmişlerdir". (agd. s.4) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;Yazarın dinden ne anladığı, İslâmiyet'i, Allah'ı ve peygamberi ne kadar bildiği, kısacası İslam bilgisinin derinliği, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı-Arap ilişkilerini değerlendirdiği "... Ordumuzu arkadan vurdurdu. Muhammed'in ırkı Muhammed'e tapan Türkün yenilmesine sebep oldu" ifadelerden net bir şekilde anlaşılmaktadır (agd. s.3) Ona göre Türkler Muhammed'e tapıyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;Adı geçen dergiden Hayri Alpay; "Atatürk bu devrimi de maksatsız yapmamıştır. O, bir milleti birbirine yaklaştıran, milli bütünlüğü sağlayan dil olduğunu bilenlerin başında geliyordu. İşte ezanın Türkçe okunmasını istemesi bundandı. Aynı şekilde, her Türkün din gerçeklerini, din kurallarını gerektirdiği gibi öğrenmesi için Kur'an'ın da Türkçeleşti-rilmesi üzerinde durmuştur." Dedikten sonra bu konuda teşebbüse geçilmesini istemiştir. (agd. s.12- 13)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-2712272309469822107?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/2712272309469822107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=2712272309469822107&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2712272309469822107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2712272309469822107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/27-mays-darbesi-ve-ezan.html' title='27 Mayıs Darbesi ve Ezan'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-2554068069587659556</id><published>2009-04-09T08:55:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T08:56:49.668+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat icraatlar'/><title type='text'>Yazılanlara devam..</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;Yeni Sabah Gazetesi'nin başmakalesinde " Büyük Millet meclisi, ezanın din dili ile okunmasının serbest olduğunu ezici bir çoğunlukla, kabul ederek manasız, lüzumsuz hatta zararlı bir baskıyı ortadan kaldırdı", ifadelerinden sonra CHP nin ilk zamanlardaki "... gösterdikleri asabiyet ve telaş, bütün Atatürk inkılaplarının elden gideceği yolundaki uydurma ve yapmacık endişe, ezanın arkasında fesin ve çarşafın döneceği..." yolundaki tavırlarının değişiklik sebebinin şaşılacak bir durum arz etmediği şu ifadelerle açıklanmıştır : &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;"... Halk Partisi, son dört küsur yıllık bütün hareketlerinde, rey avcılığından ve iktidarda oturmağı devam ettirebilmekten başka hiçbir endişe ile müteharrik olur, görünmemiş idi. Din tedrisatının ilk mektuplara konulması, İlahiyat fakültesinin açılması, orman kanunundan vazgeçilmesi toprak kanununda tadilat kabul olunması hep aynı istikamette hareketlerdi..." (18.06.1950) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;" &gt;Beş Haziranda Arapça ezanla ilgili başbakan demecinin gazetelerde yayınlanmasıyla birlikte gösterilen sert tepkiler gittikçe azalmış, CHP'nin de ilk baştaki sert tutumunu devam ettirmeyip tasarının lehine oy kullanması ve tavır değişikliği,tasarının kanunlaşmasından sonra tepkileri azalttığı gibi ülkenin dört bir yanında büyük bir memnuniyete sebep olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-2554068069587659556?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/2554068069587659556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=2554068069587659556&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2554068069587659556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/2554068069587659556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/yazlanlara-devam.html' title='Yazılanlara devam..'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-8747558828667304606</id><published>2009-04-09T08:52:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T09:02:54.848+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat icraatlar'/><title type='text'>Gazeteler ne yazdı</title><content type='html'>&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Zafer Gazetesi başyazarı mümtaz Faik Fenik "Ezana Dair" makalesinde, muhaliflerin ilk başlarda takınmış oldukları tavrı eleştirdikten sonra "...Ezanın Arapça okunamayacağına dair memnu'iyet ... 526 maddenin 2. fıkrası hükmünden çıkmaktadır. Burada ; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;(Şapka ihtisası hakkında (671) sayılı kanunla,Türk harflerinin kabul ve tatbikine dair (1353) sayılı kanunun koyduğu memnuniyet veya mecburiyetlere muhalif hareket edenler veya Arapça ezan ve kamet okuyandır...") tecziye olunur denmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Arapça ezan okuma memnu'iyeti ; amme intizamı ve emniyeti mülahazasıyla ittihaz olunmuş bir tedbir, bir emir olarak mütalaa olunamaz. Bilakis bu hüküm lâiklik prensibiyle kabili telif değildir... Şu halde Arapça ezan okuma memnu'iyetini kaldırmak sadece kanunlarımıza hataen girmiş bir hükmü tashih etmek olur..." diye yazmış devamında" ... Hangi medeni memleket ceza kanununda kiliselerin çanla veya düdükle o din saliklerini ibatede davet edeceği yazılıdır?" diye sorar (17.06.1950) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);font-family:trebuchet ms;" class="Text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Son Posta Gazetesi'nden Ercümend E. TALU " Mübarek Ramazan" başlıklı makalesinde, bu yılki Ramazanın bir hususiyeti "itikat ve vicdan hürriyetinin şimdi daha geniş" olduğunu yazar. "Millet Meclisi Arapça ezan yasağını kaldırmakla lâiklik umdelerine dokunmamış bilakis o umdeleri takviye ve tersin etmiştir. Mademki din ile devlet işleri ayrılmıştır, devlet ezanın minarelerden nasıl okunacağına karışamaz. Demokrat iktidarın bu lâiklik anlayışına halkçı azınlığın da katılması alınan kararın isabetine bir delildir" (18.06.1950) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-8747558828667304606?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/8747558828667304606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=8747558828667304606&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8747558828667304606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8747558828667304606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/zafer-gazetesi-basyazar-mumtaz-faik.html' title='Gazeteler ne yazdı'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-273385286095076329</id><published>2009-04-09T08:50:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T08:52:03.053+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Demokrat icraatlar'/><title type='text'>Ezanın din dili ile okunmasına başlandı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;Türk Ceza kanununun 526. maddesinin 2. fıkrası değiştirilerek 5665 sayılı kanunla değiştirilmiş ve Cumhurbaşkanı tarafından tasdik edilerek 17 Haziran 1950'de yürürlüğe girmiştir. Sürekli alkışlarla kabul edilip yürürlüğe giren kanun telefonla vilayetlere bildirilmiştir. (Yeni Sabah, Son Posta, 17.06.1950).&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;“Ezanın din dili ile okunmasına başlandı.” &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;Ezanın serbestisi ilk sayfadan okuyuculara duyurulurken bazı gazeteler büyük puntolarla ve manşetten vermişlerdir. Son Posta "Ezanın din dili ile okunmasına başlandı" başlığıyla haber vererek, yasağın kaldırılışının vilayetlere ve vilayetlerden tüm ilgililere tebliğ edildiğini yazmıştır.(18.06.1950). Ayrıca kanunun Ramazan ayına yetiştirilmesi, şehirde geniş halk kesimi tarafından memnunlukla karşılandığını yazdı. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte ; Arapça ezan okuma suçundan takibata uğrayanların, mahkum olanların mahkumiyetlerinin infaz edilmeyeceğini yazmıştır. Diğer yandan, mareşal Çakmak'ın cenaze töreninde Arapça ezan okuyup tekbir ve tehlil getiren 45 şahıs hakkındaki takibatın da durdurulduğunu yazdı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;Aynı gazetenin İzmit muhabiri şu haberleri aktarmıştır: "Ezanın din dili ile okunması serbestliğini radyo ve gazeteden öğrenen İzmitliler bugün öğle (17 Haziran) namaz vaktini sabırsızlıkla beklemişlerdir... Müezzinler çift olarak ezana başladıklarında hocalar da halkla beraber duâ ederek hazırlanmış olan kurbanlar kesilmiştir. Halk ağlayarak birbirini tebrik edip kucaklaşmıştır. Ayrıca dün toplanan 1200 imzalı tebrik teli de bugün BMM başkanlığına çekilerek lâikliğin hürriyete kavuşmasından dolayı dokuzuncu devre BMM' ne İzmitliler minnetlerini bildirmişlerdir. Köylerde de ezan vakti halk kadınlı erkekli olarak camileri doldurmuşlar ve ezanı gözyaşları dökerek dinlemişlerdir." Buna benzer haber Konya muhabiri tarafından da bildirilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;Yeni Sabah Gazetesi bazı üniversitelilerin Başbakana çektikleri  telgraflara yer vermiştir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;"Sayın Başbakanımız Adnan Menderes Ankara &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;Bütün İslâm aleminin, Müslüman Türk Camiası ve Türk gençliğinin en derin sevgi ve muhabbetini kazandıran Ezanı Muhammedi'nin aslı şekline müsaade ile Demokrasinin kabul ettiği hakiki vicdan hürriyetine doğru ilk adımı atmış olan Başbakanımızı biz İstanbul Üniversitesi Gençliği de bütün ruhumuzla tebrik ederken, vatan, millet ve din hizmetinde hayırlı muvaffakiyetler diler, samimi hürmet ve selamlarımızı arz eder. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;187 Üniversiteli adına,&lt;br /&gt;Alaettin Yılmaztürk &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;"Sayın Adnan Menderes Başbakan Ankara &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;Müslüman Türkün vicdan ve din hürriyeti üzerindeki tahditleri kaldırma ve hakiki lâikliğin temelini atma yolunda Ezanı Muhammedi hususundaki kararınızın biz İstanbul Üniversitesi gençlerinin ruhuna tercüman olduğunu saygılarımızla arz ede-riz. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;İstanbul Üniversitesi adına,&lt;br /&gt;Orhan Cahit Doğru" &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;(Yeni Sabah Gazetesi) &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left; color: rgb(255, 255, 255);" class="Text"&gt;&lt;span style=";font-family:trebuchet ms,geneva;font-size:100%;"  &gt;18 Haziran tarihli Akşam Gazetesi; Arapça ezan serbestisinin başbakanlık tarafından vilayetlere bildirildiğini ancak, tüm camilere duyurulamadığından dün öğleyin camilerin bazılarında Türkçe ezan okunduğunu, akşama doğru ise her caminin tebligatı aldığını ve akşam ezanlarının Arapça okunduğunu yazmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-273385286095076329?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/273385286095076329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=273385286095076329&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/273385286095076329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/273385286095076329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/04/ezann-din-dili-ile-okunmasna-basland.html' title='Ezanın din dili ile okunmasına başlandı'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-7615241373491675735</id><published>2009-03-31T00:53:00.000+03:00</published><updated>2009-03-31T00:57:32.680+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makaleler'/><title type='text'>Neden Demokrat misyon?</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Kâinatın Sahibi, bizi bu dünyaya imtihan için gönderdi. İmtihanın olabilmesi için hür irade verdi. Dolayısıyla hürriyet imanın özelliğidir. Kezâ, Rabbimizin insanda da tecelli eden Mürid (irade eden, dilediği gibi yaratan), Fail-i Muhtar (istediği gibi hareket eden) ve Mukaddir (takdir eden) isimleri hür iradeyi gerektirirler. Risâle-i Nur’un meslek ve meşrebinin prensiplerinden biri, hürriyetçilere/demokratlara mânen ve maddeten yardımcı1, müttefik ve bir dayanak noktası olmaktır.2 Dolayısıyla ahrarları/demokratları desteklemek, imanın özelliğinin siyasete yansımasıdır. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Bu zaviyeden baktığımızda Bediüzzaman, siyasî partilere şahıs odaklı değil, fikir odaklı yaklaşır. Ona göre yanlış fikre ve siyasî düşünceye hizmet eden iyi insan bilmeyerek kötülüklere ve şerlere sebep olabileceği gibi, doğru fikre ve siyasî düşünceye hizmet eden kusurlu bir adam da sonuçta çok iyi hizmetlere ve hayırlara sebep olabilir. Bu düşüncesini “Çok iyiler var iyilik zannı ile fenalık ediyorlar”3 şeklinde açıklar. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Bayram Yüksel Ağabey, Üstad Bediüzzaman’ın, kendisini ziyarete gelen demokrat milletvekillerine, “&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Biz Nurcular sizi destekliyoruz. Ben sizi tutuyorum. Hamza Emek hem benim talebemdir, hem de demokrattır&lt;/span&gt;” dediğini nakleder.4 &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Bediüzzaman, Hamza Emek ve diğer bazı Nur Talebelerine, “Kardaşlarım, sizler benim ve Risâle-i Nur’un bedeline Demokrat Partiye kaydolun” diye buyurdu.5 Ve “Menderes, Yavuz Selim kadar bu memlekete hizmet etti!”6 dedi. Üstad, bir gün Salih Özcan’ın “Bir parti kuralım, biz başa geçelim” demesine karşılık da, “&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğer bugün Bayar bana dese ‘Said gel buraya otur!’, ben şiddetle reddederim. Bir cemiyette yüzde yetmiş dindar olmazsa İslâmiyet namına başa geçmek cinayet olur!&lt;/span&gt; Memuru (bürokrasisi), mebusu senden olmadıktan sonra İslâmiyete büyük zarar olur. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bütün kuvvetimizle Menderes’i desteklememiz lâzım&lt;/span&gt;”7 diyerek içtimaî-siyasî ölçüyü veriyordu. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Şu ifadeler de Üstad’ın hizmetkârlarının: “Biz Nur şakirtleri, Üstadımızın hizmetinde ve mesleğinde bulunduğumuzdan, siyasetlerle alâkamız yoktur. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fakat Demokratlar Nurların neşrine müsaadekâr olmaları ve eskiden beri Nurun men’ine dair zulümleri yapmadıklarından, Demokratın hatırı için seçimlerle alâkadar olduk&lt;/span&gt;. Evvelki defa gibi bu defa da Nurcuların epey faydası, Demokrat lehine oldu.”8 &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Bediüzzaman, “Tahsin Tola’nın ehemmiyetli çalışmasıyla Sözler mecmuası resmen Ankara’da tab edilmesiyle hem âsâyişe, hem Demokrata, hem bu vatan ve millete yüz sene meb’usluk etmek kadar faydası oldu. Şimdi bu kadar mânevî, hakikî, hususan bâkî ve uhrevî kâr onlara yeter. Bir iki sene memuriyet ve meb’usluğa çalışmakla o bâki elmas gibi hizmetlerini, kırılacak fâni şişeye âlet yapmamak gerektir. Onun için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ben onları tebrik ediyorum. Siz de onları tebrik ediniz&lt;/span&gt;”9 der ve şu tavsiyede bulunur: &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;“Madem siyasetçilerin bir kısmı (özellikle demokratlar) Risâle-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekârdır; ‘ehven-i şer’ olarak bakınız. Daha ‘âzamü’ş-şer’den kurtulmak için, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;onlara zararınız dokunmasın, onlara faydanız dokunsun&lt;/span&gt;.”10 &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Dipnotlar: 1- Beyanat ve Tenvirler, s. 201. 2- Age, s. 202. 3- Münâzarât, 51. 4- İbrahim Kaygusuz, Nurun Sadık Kahramanı / Zübeyir Gündüzalp, s. 227-228. 5- A.g.e, s. 228. 6- A.g.e, s. 229. 7- A.g.e, s. 231. 8- Emirdağ Lâhikası, s. 431. 9- A.g.e. 10- Emirdağ Lâhikası, s. 458.&lt;/p&gt;         &lt;p  align="right" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;         25.03.2009&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(1, 34, 102);"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Ali FERŞADOĞLU&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(1, 34, 102);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Yeni Asya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-7615241373491675735?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/7615241373491675735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=7615241373491675735&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/7615241373491675735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/7615241373491675735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/03/neden-demokrat-misyon.html' title='Neden Demokrat misyon?'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-4391655899174966278</id><published>2009-03-29T23:52:00.000+03:00</published><updated>2009-03-29T23:54:11.012+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parti mâzisi'/><title type='text'>89 seçimleri öncesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 51); font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;***&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZJ892F34CBk&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ZJ892F34CBk&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-4391655899174966278?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/4391655899174966278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=4391655899174966278&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4391655899174966278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/4391655899174966278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/03/89-secimleri-oncesi.html' title='89 seçimleri öncesi'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-3741032174320584865</id><published>2009-03-29T23:41:00.000+03:00</published><updated>2009-03-29T23:43:49.901+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parti mâzisi'/><title type='text'>Demokrat misyonun serencâmı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 102);"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Yh5-uYJ-o1o&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Yh5-uYJ-o1o&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 102);font-size:130%;" &gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-3741032174320584865?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/3741032174320584865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=3741032174320584865&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3741032174320584865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/3741032174320584865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/03/demokrat-misyonun-serencam.html' title='Demokrat misyonun serencâmı'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-5761522767900804018</id><published>2009-03-29T13:47:00.000+03:00</published><updated>2009-03-29T13:53:51.521+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Makaleler'/><title type='text'>Darbeler ve demokratlar</title><content type='html'>&lt;p face="verdana"&gt;Hür ve demokrat siyasete ilk darbe 27 Mayıs’ta vuruldu. Hükümet devrildi, Meclis kapatıldı, bakanlar ve DP milletvekilleri Yassıada’da yargılandı, başbakan ve iki bakanı idam edildi. Bu durumun siyasette yol açtığı derin travma ve tahribat ise hâlâ giderilemedi. &lt;/p&gt;&lt;p face="verdana"&gt;Seçilmiş başbakanların, 27 Mayıs’tan onyıllar sonra dahi bayramlık ve idamlık gömleklerden, beyaz çarşaflardan bahis açmalarının ardında, bu travmanın şuuraltına işlemiş izleri yatıyor. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;27 Mayıs’ın tahribatı bununla kalmadı; yürürlüğe koyduğu anayasa ile, seçilmiş Meclis ve iktidarları her koldan kıskıvrak bağlayıp adeta hareket edemez hale getiren bir düzen kurdu. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Ve bunu, “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” cümlesine eklediği, “Bu hakimiyet yetkili organlar eliyle kullanılır” ibaresiyle tesis etti. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Bu iki yönlü kıskacı en iyi ifade eden tesbit, Aydın Menderes’in “Türkiye 27 Mayıs’la girdiği ara rejimden hâlâ çıkamadı” sözünde dile geliyor. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;27 Mayıs’ın açtığı yolda sonradan gerçekleşen diğer müdahaleler bu durumu daha da katmerli hale getirdi; demokrat siyasete bir türlü toparlanıp kendisine gelme imkân ve fırsatı verilmedi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Gerçi 27 Mayıs’tan beş yıl sonra yapılan 1965 seçimlerinde millet DP’nin devamı olarak gördüğü AP’yi büyük oy çoğunluğuyla tek başına iktidara getirdi ve desteğini 1969’da da tazeledi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Ama 1971’de gelen 12 Mart müdahalesi ve ardından yürürlüğe konulan “demokrat tabanı parçalama” planları, demokratları yine dağıttı. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Bu noktada, muhtıradan iki ay sonra Antalya’nın Serik ilçesine gelen bir jandarma generalinin, bilâhare valilik de yapan kaymakama söylediği “AP artık bir daha gelemez. Sağı böleceğiz. Türkiye’de sağ tek başına hiçbir zaman iktidar olamayacak” sözü, bu planların ifadesiydi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;(Bkz. Postmodern Darbe kitabımız, s. 287-8.) &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Nitekim 1979’a kadar AP tek başına iktidar olamadı. O yıl 14 Ekim’de yapılan ve yüzde 47 oy aldığı ara seçim bu gücü yine yakaladığının işaretini vermişti ki, 12 Eylül 1980 ihtilâli o sonucun genel seçimle tahkimine müsaade etmedi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;İhtilâl Konseyi Genel Sekreteri Haydar Saltık’ın “Eğer 12 Eylül’ü yapmasaydık, bir yıl sonra yapılacak genel seçimde AP tek başına iktidar olabilirdi” diyerek bunu ifade ettiği bilinmekte. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Sonuçta, önce 27 Mayıs’ın tarümar ettiği, ardından 12 Mart’ın dağıttığı demokrat siyaset, tam toparlanma işaretleri vermeye başladığı bir aşamada 12 Eylül darbesini yedi. Halkı canından bezdiren anarşinin faturasını tek yanlı propagandalarla siyasetçilere çıkarıp bilumum olumsuzluklardan tamamen onları sorumlu tutan bir kampanya ile birlikte yürürlüğe konulan siyasî yasaklar da özellikle demokratları vurdu. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;12 Eylül’ün gölgesinde, darbe rejimini sivil görüntü altında sürdürecek bir siyasî yapıyı dizayn etmek üzere yapılan 1983 seçimine, sadece darbecilerin icazet verdiği partiler sokuldu. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;DP-AP çizgisini devam ettirmek üzere kurulan BTP ânında kapatıldı; DYP’nin önü kesildi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;İcazetli partilerden ANAP, demokrat tabanın üzerine oturma iddiasıyla yola çıktı ve öyle devam etti. İhtilâlcilerin asıl tercihi olduğu söylenen, ama halktan destek bulamayan, emekli general Turgut Sunalp başkanlığındaki MDP bir seçim dönemi bile ayakta kalamadı. CHP tabanına yönelik olarak kurdurulan Halkçı Parti de aynı şekilde kısa sürede dağılarak tarihe karıştı. (O cenahta halen devam eden SHP, DSP, CHP bölünmeleri, 12 Eylül’ün oradaki yansımaları.) &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;12 Eylül partileri içinde en uzun ömürlü olanı Özal’ın liderliğindeki ANAP’tı, ama o da iki seçim döneminin ardından 1991 seçimiyle iktidara veda etmesini takiben çöküş sürecine girdi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Ancak 12 Eylül ürünü bu partiye, adeta sekerat halinde iken son bir “hayat öpücüğü” veren de 28 Şubat postmodern müdahalesi oldu. 28 Şubat kararlarını uygulatmak için kurdurulan koalisyonun kurucu ortaklığını ANAP üstlendi. &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Sonrasına bilâhare devam edelim.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;Kâzım Güleçyüz&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Yeni Asya Gazetesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  align="right" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;         13.02.2009&lt;/span&gt;         &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-5761522767900804018?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/5761522767900804018/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=5761522767900804018&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5761522767900804018'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/5761522767900804018'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/03/darbeler-ve-demokratlar.html' title='Darbeler ve demokratlar'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2696582134602385258.post-8028010167775564090</id><published>2009-03-23T00:46:00.000+02:00</published><updated>2009-03-23T08:43:42.115+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Süleyman Soylu videoları'/><title type='text'>Süleyman Soylu videoları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1042793279434354347&amp;amp;hl=tr&amp;amp;fs=true" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;Samsun -Bafra gezisi&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2696582134602385258-8028010167775564090?l=demokratmisyon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/feeds/8028010167775564090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2696582134602385258&amp;postID=8028010167775564090&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8028010167775564090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2696582134602385258/posts/default/8028010167775564090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://demokratmisyon.blogspot.com/2009/03/suleyman-soylu-videolar.html' title='Süleyman Soylu videoları'/><author><name>Demokratım</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17620672944944804463</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='20' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_TSwrVNq154A/Sca_UM4-0ZI/AAAAAAAAABw/EeE1ujA7hB8/S220/2513247a8a00a1f865.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
